Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

6 Kasım 2018 Salı

HOBİ: BİTKİLER - KAKTÜS VE SUCCULENT

Burada hiç paylaşmamış olsam da instagramdan takip edenler biliyorlar, bayağı bir süredir evde çeşitli bitkilerin bakımıyla ilgileniyorum.

Aslında küçüklüğümden beri çiçeklerle, bitkilerle iç içe sayılabilecek bir şehir yaşamım vardı fakat iş kendi bitkilerim olmasına gelince işe menekşelerle başlamıştım ve hâlâ menekşelerle aram pek iyi değil :/ ama fark ettim ki salon bitkileri ve sukulentlerle (succulent) aram gayet güzel.



Son dört senedir kaktüslerle ilgili pek çok acı deneyimin olduktan sonra kaktüslerin de dilinden anlamaya başladığımı fark ettim ve kendi tecrübelerim, bazen çiçekçilerle, bazen arkadaşlarımla konuştuklarım ve zaman zaman yaptığım bazı araştırmaların sonucunda edindiğim ve doğru olduğunu gördüğüm bilgileri kısaca toparlamak istedim.

  • Çiçekçiler kaktüslerin yanlış sulamadan dolayı öldüğünü söylüyorlar, sanırım bizim insanımız da bunu "hiç sulama" diye algılıyor. Hayır, özellikle çok sıcak yaz aylarında kaktüsler de su istiyor, hatta etkili bitkiler gayet suyu seviyorlar. O yüzden lütfen su verin. bazen kaktüsleriniz susuzluktan ölüyor olabilir.
  • Bitkilerinizin bulunduğu ortamı göz önünde bulundurun, çok güneş alan, çok sıcak bir balkondalarsa mesela diğerlerinden ya da öncekinden biraz daha fazla suya ihtiyacı olabilir.
  • Sukulentler ve alt sınıfı olan kaktüsler için ortam çok önemli, evet direk gün ışığını çok seviyorlar. Fakat esinti yani rüzgar da çok önemli, eğer kapalı bir balkondalarsa günde en az on beş dakika havalandırmanız gerekiyor. 
  • Kaktüs ve sukulentlerin bir anda çok büyümesini beklemeyin, inanın çok sabır ve zaman gerekiyor. Zaten bitkilerin çoğu sanki insanoğluna sabrı öğretmek için varmış gibi...
  • Toprak konusu da çok önemli, en güzeli bahçe toprağı diyorlar fakat benim böyle bir imkânım yok. Sürekli bahçeden toprak alan 'crazy plant lady' olarak anılmak istemiyorum. Bu yüzden güvendiğim bir çiçekçiden ya da deneyerek öğrendiğim bir markanın toprağını alarak devam ediyorum, çünkü gözlemlediğim üzere bazı toprak küf tutuyor, bildiğin küf. Kendiniz önceki topraklarınızla karışımlar oluşturabilirsiniz ki bence bu oldukça eğlenceli bir şey.
  • Toprak konusunda diğer bir husus, kaktüslerin taşlı toprağı sevmeleri, bu geçirgen toprak demek oluyor aynı zamanda, içine kendiniz minik taşlar atabilirsiniz. 
  • Gübre yani besin, açıkçası saksıdaki bir bitki için gübre olmazsa olmazmış bunu anladım ama ben suni gübreyi sadece bir arkadaşımdan alıp kullanmıştım ve bu konuda çok deneyimli değilim. Fakat çocukken annemden öğrendiğim gibi bazen yumurta kabuklarını minik minik eziyorum, bazen de içtiğim filtre kahvenin ya da espressonun possasını topraklarına karıştırıyorum, özellikle kahve, iyice suyunu süzdükten sonra kaktüslere iyi geliyor. Türk kahvesini hiç denemedim, çok ince, un gibi bir yapısı olduğu için onun toprağa iyi geldiği hakkında pek emin olamıyorum ama kahve kahvedir sonuçta.
  • Saksı. Eğer saksınız delikli değilse altını delmeniz gerekiyor. Fazla suyun süzülmesi ve hatta toprağın alttan hava alması gerekli. Fakat benim gibi seramik, cam, hatta salata kasesini bile saksı olarak kullanan biriyseniz, saksınız altına drenaj için mutlaka taş dizmenizi tavsiye ederim. böylece fazla su süzülür, toprağa ve dolayısıyla bitkiye alttan da hava alması için alan açmış olursunuz. 

Konu her zaman bu kadar basit değil, benim de defalarca yaşadığım üzere bazen olmayınca olmuyor, biliyorum. Çok fazla bitkiyi öldürmüş biri olarak yazdım bunları. Fakat bitkiler, kaktüsler bana çok iyi gelen ve ciddi anlamda sabrı, ümidi kesmemeyi öğreten bir hobi oldu. Ayrıca sıkıldıkça etrafımdaki yeşilliklere bakıp mutlu oluyorum. Bazen içimdeki minimalist devreye geçip, hepsini dağıt dese de, özellikle bahar aylarında toprak taşımaktan ve değiştirmekten belim ağrısa da seviyorum. 



Unuttuklarım elbet olmuştur ama onları da aklıma gelince, belki ayrı bir yazı olarak yayınlarım. 

Share this article with your friends.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder