Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

10 Şubat 2016 Çarşamba

Açıklama

Bu yazıyı 29/01/2015'te yazmıştım ama yayınlamak istemediğimden taslaklarda duruyordu. Üstünden tam bir sene geçmişken hala biraz aynı düşüncedeyim ama eskisi gibi blogla ilgilenmiyor oluşuma cevap arayanlar için bir açıklama olsun istedim:


Geçenlerde Fatma Barbarasoğlu, 10 saatlik bir yolu aşarak bir söyleşiye gitmiş ve panelin sonunda tek bir soru bile sorulmamış. 10 saat az değil, bir günün yarısı neredeyse. 

 

Buna içerlemiş ve ömrümün zekatı olsun diye bir ifade kullanmıştı. Olay üzücü olmakla beraber ifade çok hoşuma gitti. Onca emek gösteriyorsun, vakit ayırıyorsun, başka şeylerden feragat ediyorsun, çünkü seni bekleyenler olduğunu düşünüyorsun ve gidiyorsun. Ancak bir insan bile ilgilenmiş gibi gözükmüyor böyle olunca. Evet her şeyin zekatı da var, buna bildiklerimiz de dahil. O da bildiklerini paylaşmış o da,  zekatını belki de her yazısıyla vermeye devam ediyor ancak o gün sonunda o söyleşi için harcadığı zamana üzülmüş. 

 

Eski iş yerinde artık insanlara bir şeyler öğretmekten yorulduğumu ifade etmiştim bir arkadaşıma, her sene birini eğitimden geçiriyordum sanki. Hani çok kurumsal bir yerde çalışıyor olsaydım, eğitim bölümüne rahatlıkla geçiş yapabilirdim. O da bana bu kadar bilginin de bir zekatı olmalı demişti, sonra birilerine bir şeyler anlatırken daha mutlu anlatmaya başlamıştım.

 

Ben de geçenlerde blogla ilgili üzücü bile diyemediğim saçma bir olay yaşadım. Bu sefer ki öncelere de benzemiyordu üstelik. Bu saçma olay beni çok düşündürdü. Çok yoruluyorum dedim. Çok sevdiğim bir ailem var, çalışıyorum, okumak istediğim onlarca kitap, yazmak istediğim tonlarca sayfa var, tüm bu koşturma yetmiyormuş gibi bir de blog için zaman ayırıyorum. Mesela oğlumu babasıyla beraber her yere sürüklüyorum, onlar bir yerlerde oyalanırken ben bazı görüşmelerimi yapıyorum, bitince de beraber vakit geçiriyoruz. Mesela geceleri neredeyse uyumuyorum, çünkü okumak ve yazmak stediğim çok şey var. Mesela hasta hasta ki burada bugüne kadar hiç dile getirmemiştim, kar demeden soğuk demeden fotoğraf çekiyoruz. Sağolsun arkadaşım Mehtap ne zaman desem geliyor, ne zaman desem hazır oluyor. 

 

Çok düşündüm bu kadar kendimi yıpratmaya değer mi? Ailemi böyle peşimden sürüklemeye değiyor mu?  Burada ailemi paylaşmamaya özellikle özen göstermemin tek bir sebebi var, onlara çok fazla değer vermem. Oğlum, eşim benim için her şey demek… Mehtap’ı o soğukta hayır hayır bu da olmadı diye bekletmeye değiyor mu? Bunların hepsini sorguladım. Hayır değmiyor, gerçekten sevdiğim için yapmasam tüm bunlara değmiyor aslında ama seviyorum işte, ben de Mehtap da... yapmaya çalıştığımız şeyleri seviyoruz, bir emek gösteriyoruz. Yani sanmayın ki blog yazmak dünyanın en kolay işi, sanmayın ki insanların sevgi dolu mesajlarıyla besleniyoruz. Evet, bugüne kadar çok güzel ve değerli insanlarla tanıştım, çok şey öğrendim, çok geliştim.  Ama kötü insanlarla da karşılaşıyor insan işte. Değerli gibi gözüküp, aslında beş para etmeyen insanlarla da. Hiçbir şey yapamamış ama yapmış gibi gösterenlerle de, hazır, takım kıyafetleri giyip, styling yapanlarla da, kendinden hiç yorum katmayanlarla da :) Başkasının sözleriyle yazılar hazırlayanlarla da :) ve başkasının kuyusunu kazmaya çalışanlarla da...

 

Sonuç olarak evet değmiyor tüm bunlara, bu kadar yorgunluğa değmiyor. Ancak seviyorum ve severek yaptığım, her aşamasına kendimden çok şey kattığım bu işleri kimsenin küçük, hakir, hor görmesine izin vermem, kimsenin haddi değil. Ben bugüne kadar kimseye terbiyesizlik yapmamış, kimsenin kalbini kırmamış ve hayatında en çok bundan emin olmuş bir insanım. Bir insanı seviyorsam seviyorumdur, sevmiyorsam sevmiyorumdur. Bu kadar netimdir, her konuda. Yani benim yanımda birini görüyorsanız, çıkar yoktur, hesaplar yoktur, planlar yoktur. Olsa olsa sevgi vardır, birlikte olmaktan duyulan memnuniyet vardır. Hiç mış gibi yapmadım hayatımda ve hiç politik davranmadım.  Haliyle ben bu kadar halis niyetle, temiz kalple bir şeyler yapıyorken çevremde -mış gibi yapan insanların olmasını da istemiyorum. Bugün yüzüme gülüp, ayrılır ayrılmaz arkadamn konuşan insanlar bir adım değil bin adım uzaklaşsınlar istiyorum.

 

Bu yüzden bundan sonra yaşadığım üzücü olaylar için, aldığım saçma yorumlar için bir şeyleri severek yapmanın sadakası olsun diyeceğim. Bunca zamandır yazdığım bloğumun zekatı olsun diyeceğim. Yine mış gibi yapan insanlar da olursa onları da hayatımdaki değerli insanların zekatı hanesine yazacağım. 

 

Yine de biraz dinlenmem lazım :) Biraz uyumam, biraz daha çok kendim için bir şeyler yapmam lazım. Beni mutlu etmiyor diye kariyerini bir anda bırakmış bir insanım ben. Bu kadar sevdiğim blog da beni mutlu etmezse onu da bırakmasını bilirim elbet ;)

 

Yazmaya devam edeceğim ama bu sefer daha çok kendime ve vivahibaya saklayacağım kelimelerimi, onlar da biraz dinlensinler, bir kendilerine gelsinler. 

 

Sonra belki yine buluşuruz buralarda.

Share this article with your friends.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder