Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

1 Aralık 2015 Salı

Yazmak Üzerine Yazılar

Stephenie Meyer, bilmeyenler için Twilight yani Alacakaranlık serisinin yazarı, bir kadın. Yazarlık süreci için, bebeğinin altını temizleyip yazdığını, uyutup yazdığını, her koşulda yazmaya çalıştığını anlattığını söylemişti bir arkadaşım. Kaliteli edebiyat mı tartışılır ama büyük bir başarı olduğu kesin. Sizdeki tesiri nedir ama ben çok etkilenmiştim çünkü o sırada Ahmet Eymen uyanmasın diye dua ederek gece karanlığında tıkır tıkır yazıyordum. Altı üstü bir blog postu yazıyordum üstelik. 



Sonra geçen pazar twitterdan severek takipleştiğim ve beni göstermeden yazdıklarım konusunda her zaman destekleyen bir arkadaşım, Anne Tyler'ın bir röportajından bahsetti. Evde olduğu için arkadaşları ona dadı muamelesi yapıyormuş, çocukları sana bırakalım, sonra alırız gibi görünüşte çok masum şeyler, halbuki kadın çocuklarını okula gönderdiği gibi yazmaya koyuluyormuş. Hiç çocuklarını bana bırakan arkadaşım olmadı ama çok ben işte. Ahmet Eymen okula, ben gündelik işlerden geri kalan zamanda yazı masamın -şükürler olsun ki- başına.

Geçtiğimiz Kasım ayında bir kadın yazarlar platformu derneğine, pek de farkında olmadan sanırım, email aboneliği gerçekleştirmişim. Bazı emailleri okumadan siliyorum, ben de herkes gibi, ama okuduğum bir tanesinde kitaplığımızdaki kadın yazarların oranı sorusuyla irkildim. Kendi kitaplığımı gözden geçirdim, Türkiye ortalamasına göre oldukça iyi bir kitaplığımın olduğunun bilincindeyim ve hatta bazı kötü niyetliler için açıklamada bulunayım, ben hep böyle okurdum ve çok okurdum- ama dönüp baktığımda erkek yazarların üstünlüğü ne demek istediklerini çok net anlattı. Duygu Asena, Elizabeth Bishop, Adalet Ağaoğlu, Zadie Smith, Jane Austen, Jeanette Winterson, Elif Şafak, Halide Edip Adıvar, Virginia Woolf, Joyce Carol Oates gibi yazarlar vardı ama erkek yazarların sesleri çok daha yoğundu.

Edebiyatın bile, ki kadınların daha çok okuyup, daha çok yazdıklarına dair onlarca istatistik olmasına rağmen, yüzde kaçını kadınlar oluşturuyor. Neden acaba bu kadar az. Bunların hiç biri benim için soru değil, cevapları bende gizli. 



Yazmaya, sadece sevdiğim bir işi yapmaya çalışırken yaşadıklarımı bazı arkadaşlarıma anlatıyorum.

Mesela annemin asla bunu anlayamayacağını...

İnsanların kariyerimi neyin uğruna heba ettiğimi- tabii onların bakış açısı bu- anlamaya çalışmalarındaki komikliklerini...

Bazen soruların beni ne kadar bunalttığını...

O sırada bazı kadın arkadaşlarımın bana nasıl hoyrat davrandığını...

Kadının en büyük düşmanının yine kadın olduğunu...

Yazma, okuma, tekrar yazma, üstünde bir senedir çalıştığın metini bir çırpıda silip atma sırasında oluşan yorgunluğumu 'ama işte sen evdesin, nasıl yorulabilirsin' diyerek karşıladıklarını...

Ve tüm bunlara rağmen o klavyenin tıkır tıkır seslerini çok sevdiğimi. 

Şimdi bir anı düştü aklıma, tam dört sene önce, yeni kapandığım günlerde, kendimi tam bir uzaylı gibi hissettiğim o günlerde, kitap fuarına Tess Geritsen'in imza gününe gitmiştik, ilk imza gününe gittiğim yazardı o, ve şimdilik son da oldu. Ona tıp kariyerinizi yazmak için bırakmanızı çok değerli buluyorum demiştim. Beni anlamış mıydı ya da içinden neler yaşadığımı bilemezsin mi demişti, hiç bilemeyeceğim sanırım. 

Şimdi otuzlu yaşlardayım. Eskisi gibi ürkek değilim; elbette ki herkesin dediğine de takılmıyorum ama bazen çok üstüme geliyor tüm bunlar. 

Yine de istemiyorum kalemim kimseyi incitsin. Mümkünse edepli olayım hep ve öyle de kelimeler tıkırdasın klavyemden. İstiyorum ki yazayım. Devam edeyim. 






Share this article with your friends.

2 yorum:

  1. Evde olan kadınların üstüne zaten en çok hem cinsler gelir . Kimisi kah senin yerinde olmak ister . 😊 kimisi ise evde sikilmiyon mudiye seni sorgular . Zaten bu blogta olmasa ben sasanırım evde durmaktan kafayı yerdim . Iyi çalışmalar dilerim .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, herkes en iyisini en doğrusunu biliyor. Hani bir söz var ya, you should Walk by my shoes diye, benim geçtiğim yollardan geç, benim yaşadıklarımı yaşa, öyle konuşalım demek istiyorum bazılarına...

      Sil