Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

18 Ekim 2014 Cumartesi

Stil: Padok Otelde Bir Gün



Bu fotoğrafın öncesinde çekilen tüm pozlarda ben gerilmişim bir tanesinde gerginlikten olduğu çok belli olan bir kahkaha atmışım ve en son halim bu. Halbuki bilsem o atın bana her zamankinden daha yakın olduğunu, biraz olsun gülümseyebilir miydim? Sevgili at ise oldukça güzel değil mi! Bu fotoğrafı hiç unutmayayım diye en başa almış olabilirim. Çünkü ben aslında hayvanlardan biraz ürküyorum. Sebeplerini düşündüğümde zamanında bir köpeğin masumane yaklaşımlarından ürkmüş olmam, kampüsün içinde bir atın, oldukça öfkeli bir atın ben ve bir arkadaşımı köşeye sıkıştırmasınında payı var mı emin değilim! Korkudan ve bir yandan da sinir boşalmasından nasıl bir gülme krizine girdiğimizi, ondan sonra hiç bir hayvana istediğim gibi yaklaşamadığım gelir aklıma. Ciddi derecede büyük bir at, buz gibi bir havada sizi ezecekmiş gibi üstünüze geliyor ve burnundan çıkan o havanın her bir zerresini görüyorsunuz, kaçacak yeriniz yok, çalılıkların arasına sıkışmışsınız. Şükürler olsun, geldiği gibi öfkeli ve ani bir şekilde geri döndü. Hayatımız boyunca unutamayacağımız bir anı kadlı geride.


Hayvanların hepsini seviyorum. Annem izin verseydi zamanında mutlaka bir kedim olurdu mesela, onun yerine muhabbet kuşum ve kaplumbağalarım oldu. Hala da aklımda sürekli bir kedi var... Bir kedi sahiplenmeliyim diyip duruyorum, bu durum #eymenoski 'nin hayvan sevgisi ile katmerlenince daha ciddi düşünüyorum ancak cesaretim yok! :) Tüm bunlara rağmen eşimin Padok gibi br otelde rezervasyon yapmasına nasıl izin verdim bilmiyorum! Kaldığımız, oldukça büyük bir at çiftliğiyle bütünleşmiş tam pansiyon bir oteldi. Her şey dahil olmamasını biz özellikle tercih etmiştik; çok güzel bir sistem olabilir ancak otele bağlayan sistemlerdense daha çok etrafı gezmek istemiştik bu sefer. 


Padok çok hoş bir otel aslında, odaların altında ahırlar var ama pis bir koku kesinlikle yok. Sadece gece bazen tıkırtılar geliyor :) Her tarafta tavşanlar ve köpekler var. Köpek korkum olmasaydı ya da köpekler olmasaydı çok daha rahat ederdim eminim. O kadar çok köpeğin olduğunu bilseydim asla ama asla tercih etmezdim ondan da eminim. Köpekler çok uysallar, zararsızlar. Ah bir de benim içimdeki şu korku olmasa... 



Otelle ilgili diğer detayları daha sonra paylaşacağım, gelelim giyindiklerime :) 


I'm Nu' dan aldığım tunik kap takımından bahsetmiştim. Yazın en sıcak zamanlarında, en güneyde bile rahatlıkla giydim. Ne kadar güzel ürünler yapmış Nurcan ve ben de ne kadar doğru bir karar vermişim almakla. Bence böyle iliki takım ortaya çıkarmak çok başarılı bir fikir. Benim gibi birini bile içine ne giysem şimdi derdinden kurtarmış oldu ki onlarca insan eminim bu dertten muzdariptir. Püsküllü kapları bir harika! 


Yağ yeşilini çok seviyorum, özellikle şu ara. Üstündeki diğer tonlarla uyumu da beni oldukça kendine çekmişti. Daha önce bir kere lila tonlarıyla kombinlemiştim ancak o pek hoşuma gitmedi bir de beyaz pantolon ve yeşil şalla kombinlemek istedim. Bu daha çok içime sindi. Çiçek desenlerinin en çok sevdiğim kısmı bu zaten, renklerden dolayı birden fazla seçenek ortaya çıkarması. 


Bu gözlüklerimle ilgili bazen yorumlar alıyorum, bana hiç yakışmadığına dair :) Ben çok severek kullanıyorum. Hem çok hafif hem de güneş ışığını iyi kesiyor, yüzümün büyük bir kısmını kaplamasından dolayı özellikle tercih ettim. Sevdiğim sürece kullanmaya da devam edeceğim, buradan söylemiş olayım :) Yine bir gülemeyen Emilianata var burada. 

Aslında elimdeki daha çok tablet kılıfı olarak kullanılabilecek bir çanta, ancak ben onu el çantası olarak kullanmayı seçtim. Bundan sonra hayatına tablet kılıfı ve defter, kitaplarımın olduğu bir çanta olmaya devam edecek :) 


İşte bu anı kaydettiği için eşime teşekkür ediyorum! Çünkü o beni teşvik etmeseydi bu kadar bile yaklaşamazdım. Ben böyleyken #eymenoski çıldırdı onlar için, gördüğünde de göremediğinde de çığlıklar attı. Sırf oradaki hayvanlarla iletişimi için buraya tekrar gidebilirim. Ah çocuklar, ne kadar masumsunuz, hep böyle kalsanız!

Bu şekilde devam edersem yazı hiç unutma fırsatı bulamayağım ve özlem hissini de çok zor hissedeceğim sanırım. Çünkü fotoğraflara baktıkça yaşadıklarımız canlanıyor ve yüzüme bir gülümseme yerleşiyor. Orada sıklıkla buluştuğumuz, buluşmadığımızda da haberleştiğimiz arkadaşlarımız Elif ve İlker ve onların güzel ailesi olmasaydı bu kadar keyif almış olabilir miydik acaba? Buradan tekrar teşekkür ediyorum size :) Yakın zamanda bir daha beraber tatil imkanı buluruz inşallah! 


Bu kadar hayvan sevgisi hakkında konuşmuşken dünyanın en sevimli baykuşuyla veda etmek istiyorum. Yaz boyunca takabildiğim en rahat takı kolyeler oldu. Seviyorum aksesuarları...Bu arada İnstagramda #aksesuarsızolmaz tagiyle yaptığım paylaşımları takip ediyor musunuz?

Bazen bir yazı taslaklarda kalmaya mahkum oluyor ve sen bir yenisini yazmaktan daha çok keyif alıyorsun. Bu işin özü bu: istekk, keyif ve mutluluk. Günlerdir düşündüğüm tek şey, yazmayı, blog yazmayı ne kadar çok sevdiğim. Bakınca sadece moda ve giyindiklerimi paylaşıyormuşum gibi görünebilir... Öyle bile olsa ciddi bir emek hepsi. Bunu buraya not düşmek istedim :) 

Şal: Armanda / Çanta: Mudo / Tunik ve Kap: Ayemnu / Pantolon: M&S / Sandalet: Polaris / Kolye: Devib / 


Share this article with your friends.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder