Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

11 Ekim 2014 Cumartesi

Röportaj: Esra Keskin Demir ile Muhafazakar Modaya Dair

 Karşımda modanın temellerini bilen, trend analizlerini iyi yapabilen ama bunların hepsinden ayrı olarak, en çok ne yapmak istediğini bilen bir tasarımcı var. Röportaj yapacağız. Allah'ım diyorum, ne kadar genç. Başarısını daha bir gözümde parlatıyor bu durum.

Eylül ayında tasarımcı, yazar Esra Keskin Demir ile bir röportaj yaptım. Biraz annelik, biraz moda, biraz tasarımlar :) İnanılmaz keyifliydi. Bitmek bilmeyen sorularıma cevap verdi, söyleşiden tam olarak bir sohbete yol aldı konuşmalarımız. Samimi, açık sözlü, gözlerinin içi gülen biri. Artımuhafazakar kesim için tasarım diye sadece tunik ya da lastikli etekler sunulmuyor,  siz de bunun farkındasınızdır, ama artık farklı tarzlarda ve çok daha nitelikli ürünler de sunuluyor ve ben buna çok seviniyorum. Ancak Esra'yı tanımadan önce bu sevincim yarımmış,  Esra gibi bir tasarımcının varlığı bana önümüzdeki günler için daha fazla ümit verdi.

Hadi, başlayalım!



EmilianataÖncelikle sizi henüz tanımayanlar için kendinizden biraz bahsetmenizi istiyorum, insanların sizi nasıl tanımasını istersiniz?

Esra Keskin Demir: Aslen Sakaryalı’yım ama üniversiteyi kazandığımdan beri İstanbullu oldum diyebilirim. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunuyum. Ancak PR değil gazetecilik yaptım uzun yıllar.

Emilianata: Niçin?
Esra Keskin Demir: Hocalarımız hep; Bir gazetede mutlaka altı aylık bir staj döneminiz olsun, basın bülteni nasıl yazılır, PR faaliyetleri nasıl yapılıriyice gözlemleyin, PR ajanslarında çok rahat iş bulursunuz derdi. Ben de bu düşünceyle Zaman Gazetesi'ne staj için başvurdum.



Emilianata: Orada kaldınıama ?

Esra Keskin Demir:  Evet. Özgeçmişime yazdığım teknik çizim, dikim, stilistlik gibi hobilerim etkili oldu sanırım bunda. Mülakatıma giren 5 editörden biri olan Abdullah KılıçBu konularda neler yapabiliyorsun? diye sormuştu. Ben de okul dönemimde aldığım dikim ve stilistlik eğitimlerinden, kendi giysilerimi kendim tasarladığımdan ve diktiğimden bahsetmiştim. “Örnek var mı yanında dedi ardından. Hayır, yok ama üzerimdeki bana ait bir tasarım dedim. O anda bana moda haberleri yaptırmaya karar vermiş. Mülakat olumlu geçince staj dönemi başladı. Staj sonrasında da işe alındım.Ancak haber merkezinde yaptığım haberler ilgi alanım dışında olduğu için iki ay sonucunda haber müdürüme istifa etmek istediğimi söyledim. Bu konuşmanın ardından o zaman Hafta Sonu Ekleri Editörü olan Abdullah Kılıç beni yanına çağırdı“İki ay bu birimde çalışmadan hiçbir yere gidemezsin, benim iznim yok. dedi. Velhasıl o iki ay oldu beş yıl. Ama nihayetinde bebeğim oldu ve tam zamanlı çalışamayacağımı düşündüğüm için gazeteden ayrıldım.

EmilianataÖzlüyor musunuz gazeteyi?

Esra Keskin Demir: Tabiki, çok özlüyorum. Yazmak, röportaj yapmak, haber peşinde koşmak, hayatın her anına haber olabilecek gözle bakmak bambaşka bir duygu. Hepsinden ötesi inanılmaz keyifli bir ekibimiz vardı bizim. En çok da onları özlüyorum sanırım.




Emilianata: Peki insanlar sizi nasıl ansınlar istersiniz? Hani birden fazla meslek koluna el atan insanlar biriyle öplana çıkmak isterler ya siz tasarımcıolarak mı, yazar olarak mı görüyorsunuz kendinizi?

Esra Keskin Demir: Tasarımcı - yazar olarak anabilirler. (Gülüyoruz :))  Tasarım sürecim gazetecilik hayatımda da devam eden bir süreçti. Öncesinde de üniversite hayatım boyunca hep kendi tasarladıklarımı giyindim. İnanın, zaman elverse seri üretimi bile kendim yapacağım, o kadar keyif alıyorum dikiş makinesinin başında olmaktan. Bazıları sadece çizim yapmaktan hoşlanır mesela, ben her aşamasından keyif alıyorum. Şimdilerde vaktimin büyük bir kısmı modelhanede geçiyor, kalıplar için çok özenli çalışıyoruz. Çok zorlu bir süreç açıkçası.

Elimden gelse seri üretimi bile kendim yapacağım.



Emilianata: Peki tasarım sürecinde çocuğunuza yeterli zaman ayırabiliyor musunuz?
Esra Keskin Demir: Ayırdığımı düşünüyorum. Oğlum hergün 3-4 saat babaannesi’nde oluyor. Ben de dışarıdaki işlerimi hallediyorum. Birlikteyken desürekli oyun oynuyoruz. Benim çalışmalarım Ahmet’in uyku vakitleri genellikle. Çocuklarımızın adaş olduğunu öğrenince burada annelerin tipik konuşmalarına kayıyor konuşmalarımız:) )

Emilianata: Siz önce yardım amaçlı tasarımlarınızı satışa sundunuz, çok daha az sayıda üretim yapıldı. Sizce hangisi daha kolay, böyle yardım kampanyaları için daha az sayıda talep edilen konsepte yönelik tasarımlar hazırlamak mı, yoksa sadece kendi belirlediğiniz şekilde tasarımlar hazırlamak mı?

Esra Keskin Demir: Karınca Yuvası için üç tasarım hazırlamıştık, daha haute couture tasarımlardı ve tek bedende hazırlandı. Gölgede Açan Nilüfer Çiçekleri projesine mevcut tasarımlarımızdan verdik. Seri üretimde iş çok farklı, bence daha zor ve yüksek adette parça hazırlandığı için çok daha riskli.



EmilianataÇocuklu hayatınızdan da bahsedelim istiyorum biraz. Daha önce Bazıları için zor olabilir ama ben bu işe bebeğim 4 aylıkken başladımdemiştiniz. Kendimi düşünüyorum da bebeğim 4 aylıkken hayatta böyle bir işe kalkışmazdım. O yüzden sizi tebrik ediyorum, gerçekten zor bir dönemde başladığınızı düşünüyorum. Hani derler ya her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır, ben bu sözün biraz günümüzde çalışma hayatındaki kadınlar için uyarlanması gerektiğini düşünüyorum. Eğer eşleri onları yeterince desteklemezse ya da bunu istemezse sıkıntı olacağınıyani olmayacağını düşünüyorum. Sizin için de bu şekilde mi? Eşinizden bu konuda motivasyon anlamında destek aldığınızı düşünüyorum, onun haricinde o olmasaydı yapamazdım diye düşündüğünüz kimse var mı?

Esra Keskin Demir: Kayınvalidem. (burada gülüyoruz.) Tabi ki eşim bana destek oluyor, hatta bazen stresli olduğumda Sen bu işi mutlu olmak için yapıyordun, hiçbir şeyi kafana takma, keyfini çıkarmaya bak diyor. Onun rahat davranması beni de rahatlatıyor. Ama kayınvalidem olmasa Ahmet'i kesinlikle bir bakıcıya bırakamazdım ve dolayısıyla bu işi yapamazdım.




Emilianata: Tasarıma başlamanızın en önemli sebebi Ahmet sanırım!
Esra Keskin Demir: Evet %90ı Ahmet, %10u da sevmem. Sevdiğim işi o büyüdükten sonra da yapabilirdim ama sektörün koşulları şu anda buna çok uygundu. 5 yıönce gazetede işe başladığımda röportaj yapabileceğim tasarımcı yoktu, sizin gibi bloggerlar yoktu. İlk sezonunda Fashion Week'egittim, oradaki tek kapalı bendim ve herkes dönüdönüp bakıyordu :) Sonra her şey o kadar farklılaştı ki... Şimdi bir sürü tasarımcı ve muhafazakarkesimden firma sahipleri var o ortamda. Eskiden tasarımcılar işşöyle başlıyordu: “İstediğim gibi kıyafet bulamıyorum, o yüzden kendim dikmeye başladım ve bir anda önüm açıldı. Ama şimdi öyle değil ben artık istediğimi bulamıyorum diye bir şeye inanmıyorum, istediğiniz her türlü ürünübulabiliyorsunuz. Bazen biraz yüksek fiyatlı oluyor ama ararsanız uygun fiyatlı olanı da bulabilirsiniz. Bir kere online satış inanılmaz boyutlara ulaştı,tasarladığınıürüTürkiyenin en doğusuna bile iki gün içinde ulaşıyor, tüketici beğenmediği takdirde hemen iade edebiliyor. Dolayısıyla şöyle düşündüm, Oğlum 4 aylıkken bu işe başlamazsam 3-4 yaşına kadar başlayamam. O zamana kadar sektördeki boşluk dolacaktı. Zaman kaybetmek istemedim açıkçasıBundan bir beş yıl sonra her şey çok daha farklı olacak. Yeni tasarımcılarışimdiki kadar rahat tanınabileceğini, butiklere bu kadar rahat ürün verilebileceğini düşünmüyorum.

İstediğimi bulamıyorum diye bir şeye inanmıyorum, artık her türlü ürün var.




E: Bloğunuzda modanın içinin boş olduğunu ifade eden bir yorumunuza rastladım, gerçekten böyle mi düşünüyor musunuz?

E.K.D.: Evet, gerçekten böyle düşünüyorum. (Gülüyorum, böyle bir yorum beklemiyorum çünkü.) Moda, hızla tüketilen bir şey. Üst gelir grubundan başlar, alt gelir grubuna hitap eder hale geldiğinde, daha doğrusu kitlelere yayıldığında cazibesini yitirir. Gazetecilik gereği birçok değerli tasarımcıyla görüştüm, gerçekteçok ciddi okumalar, değerli filmler seyrederek hazırlanıyorlar sezona ve ürünler de çok nitelikli oluyorAma ortaya çıkan tasarımlar moda değil, o tasarımcının ve kitlesinin stili oluyor.



E : Artık yeni sezondan konuşalım, yeni sezona nasıl hazırlandınız? Bizi neler bekliyor? Nelerden ilham alıyorsunuz?

E. K. D. : Sezon trendleri bu sene çok bellipuantiyeler var mesela ( ben o sırada benim görmem için getirmiş olduğu tasarımlardan gözümüalamıyorum, hele ki puantiyeli kaplar var onlara bayılıyorum; satışçıktığı gibi almalıyım diyorum içimden, öyle harika, öyle güzel- ama ben aslında puantiye seven biri değilim! ) ekoseler, püsküller saçaklar, neon renkler... Puantiyeyi çok sevdiğim için koleksiyonuma dahil ettim mesela ama püsküllere daha mesafeli yaklaştım. Bu sezon tüm markalarda göreceksiniz, her yer püskül dolacak. Ama ben çok satacağını bildiğim halde, yapmamaya karar verdim. Sadece pançolarımın uçlarında kullandım.Trendlerden olabildiğince kaçmaya çalışıyorum, ama benim zevkime hitap eden varsa onlardan yararlanıyorumÜretim yapıyorsanız tüketicinin isteklerine karşı koyamazsınız. Fakat modayı kendi çizginize göre yorumlamayı bilmeniz gerekiyor.

Üretim yapıyorsanız, tüketicinin isteklerine karşı koyamazsınız.



E: Muhafazakar kesimde tasarımcı olmak nasıl bir durum, özgürlüğünüzü kısıtlıyor mu?

E.K:D. : Tasarımda tamamen özgür değilsiniz tabii ki ama bu sizin yaşamınızın bir parçası olduğu için sıkıntı olmuyor. Yazlık kumaşlarda alabildiğine seçenek varken, iç göstermeyen kumaşlar seçmeye özen gösteriyorum mesela. Tunik boylarını uzun tutmaya çalışıyorum. Yine yazlık tasarımlarda yakaların açık olmamasına ve kolların kısa olmamasına dikkat ediyorum ki kavurucu sıcaklarda tunik içine body giyilmek zorunda kalınmasın.

Başarının sosyal medyadaki takipçiyle alakalı olup olmadığına dair bir soru soruyorum ve cevabını açıkçası çok önemli buluyorum:
Tabiki sosyal medyadaki başarı da çok önemli ama binlerce takipçisi olup hiçbir mağazaya ürün veremeyen tasarımcılar var. Oradaki sayılar o kadar insana tasarımlarınızı ulaştırabildiğiniz anlamına gelmiyor diyor. Önemli olan ürünün kalitesidir, sağlam adımlarla ilerlemektir, siz bir kere ürün veriyorsanız bir butiğe, o butik sonraki sezon yine sizin ürünlerinizi almak istiyor mu, ben buna bakıyorum. Aldığım geri dönüşlere bakıyorum, diyor ve ekliyor, şu ana kadar bir tane bile iade almadım.

Bence bu çok güzel bir durum ve önemli bir husus. İnsanların kendilerini takipçi sayılarıyla üstün görmeye hatta tanıtmaya başladıkları bir dönemde, amacı gerçekten nitelik olan bir tasarımcı Esra Keskin Demir.



E: Çok fazla kendine tasarımcı diyen insan var, bir o kadar da olmak isteyen... Tasarımcı olmak isteyenler ya da kendine moda alanında kariyer planlayanlar için neler söylemek istersiniz? (cevabın beni çok şaşırttığını belirtmek isterim)

E.K. D.: Yapsınlar, yapabiliyorlarsa yapsınlar. (Sanırım ben inanamaz gözlerle bakınca eklemek istedi.) Gerçekten, yapabiliyorlarsa yapsınlar. Yaparken mutlu oluyorlarsa zaten başaracaklardır. Ama bu işi ticari düşünerek yaparlarsa en fazla beş, altı ay dayanabilirler sonra bırakırlar. Bu işi severek yaparlarsa ve biraz da nasıl yapıldığını araştırırlarsa başarırlar. Çünkü tasarım biraz göz zevkiyle alakalı, illa ki eğitim almak gerekmiyor. O kadar çok eğitimini almış ama doğru düzgün tasarım yapamayan insan var ki... Bir yanda da eğitimi olmayıp hayran kaldıklarım

E: Online satış düşünüyor musunuz?

E.K. : Evet düşünüyorum, aslında online satışla başlayacaktık. Ancak takibi konusunda sıkıntı yaşanmaması için biraz beklemeyi tercih ettik. Şu ara odaklanmak istediğim toptan satışımı  arttırmak.

E: Peki yurtdışı satışlarınız var mı?
E.K. : Toptan olarak şu anda sadece Almanya Berlin'e gönderiyoruz ama Hollanda'ya, İngiltere, Fransa ve Danimarka'ya da ürünlerimiz ulaşıyor, neredeyse toptan alıölçüsünde.

E: Yazılarınızda stilin önemli olduğuna dair vurgular var her zaman. Bana da zaman zaman stil sahibi olmanın maddi güçle alakalı olduğuna dair yorumlar geliyor ve ben de herkese soruyorum gerçekten stil sahibi olmak için büyük bir bütçeye gerek var mı?
E.K. : Hayır, kesinlikle böyle düşünmüyorum. Artıbir çok dünya markası var ve bu markalar çok uygun fiyatlı stil ürünler sunabiliyor. H&M, Mango, Zara gibi ithal markaların yanı sıra LCW, Mavi, AdL gibi Türk markalarında uygun fiyatlı trend parçalar bulmak gayet mümkün. Fiyat skalası daha yüksek markalarıoutletleri, indirimleri takip edilerek uygun fiyatlara güzel giyinebilir herkes. Zamansız parçaları seçmek önemli. Bunun için tek ihtiyaçları göz, hangi kıyafetlerin bir arada kullanılabileceğini görerek çok da iyi bir stile sahip olabilirler. Baştan ayağı aynı markayı giyinmek o markanın reklam panosu olmaktan başka bir şey ifade etmiyor. Gerçekten biraz zamanları varsa eğer, pazardan bile harika parçalar alınabilir. Stillerini tanısınlar yeter ki!



E: Son olarak blog yazmak hakkında ne düşünüyorsunuz?
E.K.DBlogların çok daha iyi yerlere geleceğini düşünüyorum çünkü Türkiye'de blog yazan neredeyse yok. İçerik üreten çok az kişi var. İçeriküretebilenlerin sayısı arttıkçbloglar da nitelik kazanacaktır. (Esra Keskin Demir'in de bir bloğu var ve blog yazmayı çok sevdiğini, fırsat buldukça yazdığını söylüyor. Ayrıca beş yıllık bir geçmişi var, onu da çöpe atamam diyor.)

Dile kolay 4 saat sürdü röportajımız, sohbet oldu diye boşuna demedim :) Yanından ayrılırken enerjisiyle dolmuştum ve onu tanıdığım için çok mutluydum. Burada hep derim; işini iyi yapan, iyi yapmaya çalışan insanların yolu açık olsun. Tabii ki bu duamda -ürünlerinin kalitesini gözlerimle gördüğüm, denediğim için de rahatlıkla söylüyorum- bundan sonra Esra Keskin Demir de olacak.

Bakalım bir sonraki röportajım kiminle olacak? Şimdiden hazırlıklarımı yaptım. Tahminleri alayım!
Share this article with your friends.

2 yorum:

  1. Çok keyifli bir röportaj olmuş! Tebrik ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim! Biraz uzun oldu ama gerçekten hem röportajı yaparken hem bloğa hazırlarken çok keyif aldım :)

      Sil