Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

24 Ekim 2014 Cuma

Kitap: Mavi Çember - Azize Kaya

Kitapçıları gezerken, onlarca yeni kitap, onlarca yeni yazar gözüme ilişiyor. Türk Edebiyatı bölümlerinde ise içim cız ediyor; ne kadar çok keşfedilmemiş yazar vardır diyorum. Bazı yeni yazarların kitapları daha çıkar çıkmaz çok satanlara giriyor, bunlar da acaba sadece iyi bir PR çalışmasının sonucu mu diyorum. Velhasıl insanın hepsine yetişmesi mümkün değil, ancak içlerinde çok değerliler elbette var, işte onları kaçırmak, hepimizin kaçırıyor olma ihtimali beni üzüyor. Mavi Çember ile Azize Kaya'yı kaçrmadığımı düşününce mutlu oluyorum.



Bu kitap elime geçene kadar Avrasya Yazarlar Birliği Edebiyat Akademisi'nden de yapmış oldukları Yazarlık Atölyesi çalışmalarından da haberim yoktu. Buradan kendilerini tebrik ediyorum ve buna benzer yazarlık atölyesi çalışmalarının daha da artmasını diliyorum! 





Çok uzun zaman olmuş ben öykü kitabı okumayalı... onlarca çıtır çerez denilebilecek romandan ve masamdaki biraz çorbaya dönünen okuduklarımdan sonra Mavi Çemberi okumak iyi geldi. Kitap elime geçince, karıştırırak okumayı tercih ettim. Ne de olsa bu bir hikaye kitabıydı ve hangisinden başladığının pek bir önemi yoktu... varmış! Karşıma 'Beyaz' isiml hikayesi çıktı Azize Kaya'nın. Her düşündüğümde aslında bilindik, tahmin edilebilir bir sonu olduğunu düşünsem de beni çarptı o hikaye ve ondan sonra iştahla aldım elime Mavi Çember'i. Her seferinde tek bir hikaye okumak
istedim, ağır ağır özümseyerek okuyayım dedim, ona rağmen bittiğinde kitaba bakakaldım. Devamı olsa, onu da okurdum.


Hikayeler ilerledikçe Azie Kaya'nın mahareti artmış, hikayeleri güçlenmiş sanki. En beğendiğim hikayeleri ise, Gönül Gözü, Hayat, Hayal Çuvalı, Şüphe ve Serçe oldu. Beyaz'ı da beğendim ancak bunlar bana edebi dil olarak, hikaye açısından baktığımda da çok daha değerli geldi. Onun dışında Küçük Dedektif oldukça eğlenceli bir şekilde başlayan bir hikaye iken bir anda çark edip ters köşeye yatırıyor insanı. hikaye içinde okuyucuyu ters köşe yapmanın zor olduğunu düşünüyorum, sonunda biraz fazla hüzne kapıldığımdan olsa gerek beğendiklerime eklememiş olsam da aklımda uzun süre
yer edecek hikayelerden biriydi.




O anda elimde kalem olmadığı için altını çizemediğim ama çok beğendiğim o cümleyi buraya alıntılamasam olmaz: 'Belki de sabır yalnız muhatabına isabet ettirilen bir oktu.'

Bunun dışında kitabın arka kapak yazısı da oldukça etkileyici bence, ' Herkesin yazmak için bir nedeni vardır. ' diye başlıyor ve ilginç bir şekilde haklı teşekkürlerini sunuyor yazar. 

Kendi adıma bir itirafta da bulunayım, Serçe'yi okuduktan  sonra gittim, Ahmet'e sarıldım uzun uzun.Bazı anların hiç kıymetini bilmiyoruz... Hikaye insanı iyileştiriyor azizim! İçindeki çıkıntıları törpülüyor sanki, hayata daha yumuşatılmış bir çerçeveden bakıyorsun. Bana bunu hatırlattığı ve artık daha çok öykü okuma kararı alma sebebi olduğu için yazara teşekkürü borç bilirim. İnşallah bir sonraki kitabını da yakın zamanda görürüz raflarda. Onun çok daha iyi olacağına yürekten inanıyorum.

Bu arada eğer merak ettiyseniz ve satın almak isterseniz, buradan ulaşabilirsiniz. Bu arada, başlamadan önce acı kahve yerine şekerli, kremalı kahve olmadı elma çayı gibi içimi yumuşak bir bitki çayı almanızı öneririm, zira bazı hikayelerden sonra buna ihtiyacınız oluyor. 




Share this article with your friends.

3 yorum:

  1. çok güzel yorumlamışsın, ben de bu hafta yazsını yayımlayacağım inş.
    sevgiler ^^

    YanıtlaSil
  2. ..çok haklısın, keşfedilmemiş o kadar çok kitap var ki.. bende senin gibi PR çalışmasının büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Tavsiye için teşekkür ederim. Sipariş listeme ekledim bile..

    YanıtlaSil