Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

19 Ağustos 2014 Salı

Röportaj: Minik Terzi ve Yüzlerde Tebbesüm Oluşturma Çabası

Bugün beğenerek okuyacağınızı düşündüğüm yeni bir röportajla karşınızdayım. Ben kendisini bir anda gördüğüm, yine mi yetişemedik, yine mi bitti serzenişleriyle dolu profiliyle tanıdım. Ne oluyor, niye insanlar böylesine söyleniyor derken, fiyatları öğrenince insanların serzenişlerinde haklı olduğunu düşündüm. Şimdi sizi Minik Terzi olarak anılan Özden Kılıç röportajıyla baş başa bırakıyorum. 




E:Öncelikle biraz kendinizden bahsetmenizi istiyorum, Özden Kılıç kimdir? kaç yaşındadır, ne iş yapar, şu an neden Fransa'da gibi:)

Ö: Özden Kılıç her şeyden önce minicik bir terzi, ama sanırım bunu zaten biliyorsunuz :) Fransa'dan baslayarak herkesin merakını giderelim önce, Galatasaray Üniversitesi'nde işletme okuyorum. Okulum % 100 Fransızca,  bu sene hazırlığı bitirip buraya 2 aylığına dil okuluna geldim, inşallah eylülde yıllardır hayalini kurdugum bölüme geçiyorum. 18 yaşındayım, tam bir aslan kızıyım. Annem bankacı babam öğretmen ve ailenin 3 kızından en küçüğüyüm, yani iki memurun girişimci kızıyım. Ablalarım Özge ve Öznur en yakın arkadaşlarımdır ve şu anda onları inanılmaz özlüyorum. Bunun
 dışında 4 kişilik mükemmel bir arkadaş grubuna sahip olduğum için de dünyanın en şanslı 
insanlarindanim, bir tanesini bile bulmak zorken benim 3 gerçek dostum var :) Nursena şu an Amerika'da, Gülcan Ankara'da, Nergis Istanbul'da ve ben de Paris'teyim.



E: Kendinizi tasarımcı olarak kabul ediyor musunuz? Özellikle tesettürlüler arasında 'hayır, bu tesettür değil, hayır, bu tasarım değil ya da beni taklit ediyor' konuşmalarının zaman zaman geçtiğini görüyorum ve hatta ben de bazen bu tasarım değil gibi yorumlar yapabiliyorum. Siz piyasada kendinizi hangi konumda görüyorsunuz?

Ö: Kendimi butik sahibesi olarak tanımlıyorum ama tasarımcı demiyorum, şu ana kadar "tasarım" 
denilebilecek hiçbir ürünüm olmadı,  hepsi basic yani dümdüz temel ve sade ürünler. Zaten benim amacım orjinal tasarımlar yapmak kesinlikle değil.  Benim amacım sade ve herkesin ihtiyaç duyduğu kıyafetleri uygun fiyata yapmak. Beni taklit ediyor dediğim bir sürü kişi oldu malesef ama tasarımımı çaldı demiyorum kesinlikle,  bu bana çok komik geliyor, sonuçta eminim ki belden lastikli eteği de ben bulmadım düz yeleği de :) ama bakıyorum sayfalara,  benim ürünümün aynısı,  benim blogumun aynısı,  yazılar bile benim blogumdan direk kopyalanmış, benim siparis formumun aynısı konmuş oraya, kimisi fotoğraflarını bile kendisi cekmeyip direk benim blogumdaki fotoğrafları almış. Bu 3 oldu 5 oldu derken iki elin parmaklarını geçti. Benim okulum derslerim o kadar zorken ailemden destek almayayim diye her akşam okul çıkışı işe gidip kazandıklarimi biriktirerek kurduğum bu butik, elbet başkalarına yar olmaz. Rabbim her seyi gördüğü için içim çok rahat :)



E: Açıkçası ben sizin ürünlerinizi Betül Nisa'nın üzerinde görüp takibe aldım ve fiyatlarının hiç böyle uygun olacağını da düşünmemiştim. Sanırım fotoğraflardan birinde fiyatı gördüm ve şok oldum. Evet, yaptığınız ürünlere basit denilebilir, detay içermemesi bakımından , ancak piyasada benzerleri 4-5 katına satılıyor. Sizi de rahatsız eden bu oldu sanırım. İnsanların bu fiyatları verecek imkanı olmayabilir dediniz ve başladınız okuduğum kadarıyla.

Ö: Bir önceki soruda bunu da cevaplamış oldum sanırım :) tek amacım uygun fiyatlı şeyler yapmak, Allah ayırmasın bu yoldan, zaten ayrılmaya niyetim de yok çünkü o kadar çok dua alıyorum ki, final 
haftam için bana Kuran okuyan müşterilerim bile var. Kaç defa mail okurken mutluluktan gözlerimin dolduğunu bilirim, hiçbir kazanç bu mutluluğu yaşatamaz bana diye düşünüyorum :)



E: Minik terzi adı nasıl çıktı, dikiş dikmeyi biliyor musunuz? Ürünlerinizi başkalarına diktiriyorsunuz sanırım.

Ö: Isim için çok düşündüm ama bir türlü içime sinen bir şey olmamıştı, en sonunda Minik Terzi ismi aklıma geldiğinde işte bu dedim, bir daha da hiç düşünmedim. Bu isim beni ve bu işteki hedefimi, misyonumu iki kelimeyle özetliyor. Dikiş dikmeyi maalesef bilmiyorum, hatta bu konudaki ilk ve son girişimim ilkokuldaydı, derste öğretmenimiz bize düğme diktirmişti ve ben dikemediğim için düğmeleri kumaşa yapıştırmıştım :) Ürünler atölyemizde dikiliyor.



E: Beden olarak hep ufak bedenler çalışıyorsunuz, bunu daha çok gençlere ve öğrencilere hizmet etmek için mi yapıyorsunuz, yoksa daha büyük bedenler için şu an hazır değil misiniz?

Ö: Henüz kendimi o donanımda hissetmiyorum, inşallah ilerde en çok istediğim şeylerden biri de bu.


E: Yaptığınızın çok zor bir iş olduğunun farkındayım ve ciddi anlamda çok saygı duyuyorum. Bu konuda bir baskıyla maruz kaldınız mı? Benzer ürünleri satan satıcılardan vs.

Ö: Hiçbir baskıya maruz kalmadım tabiiki ama söylediğim gibi taklit edilmek biraz yıpratıyor. Bir de okulum, her akşam 2 saat etüt ve oyun ablalığı yapmam ve butik için kumaşçıdan atölyeye koşturmam da çok kolay olmadı diyebilirim :)



E: Sizce popülarite; instagram için geçerli olan haliyle takipçi sayısı bir başarı göstergesi mi? Çok daha az bir kitleye de hitap etseydiniz, kendinizi başarılı olarak kabul eder miydiniz? Bu işten yaşadığınız mutluluk her blog postunuza yansımış. Sizden çok daha geniş kitlelere hitap eden insanlar açısından sorayım, onları başarılı buluyor musunuz?

Ö: Asla orada yazan sayıya itibar etmiyorum, zaten takipçi sayısı ile aylık yapılan satış sayısı arasında hiçbir bağlantı yok bu yüzden o görünürdeki rakamlarla hiç ilgilenmedim. Ilgilensem 2 reklam yapıp oturduğum yerden takipçilerimi kolaylıkla arttırabilirdim. Ama Minik Terzi şimdiye kadar butiklerden giyinmemiş, hatta buna teşebbüs bile edememiş hanımların gözünde birer tebessüm oluyor, herkesin başarı anlayışı farklıdır. Benim azıcık takipçim olsun ama bu kişilerin tebessümü olayım istiyorum,  benim için başarının ölçütü bu :)

E: Fotoğraflarınızın altı 'tekrar satmayı düşünüyor musunuz, yetişemedim' yorumlarıyla kaynıyor. Bu durum size mutluluk veriyor mu, yoksa üstünüzde daha çok çalışmalıyım şeklinde bir baskı oluşturuyor mu? 

Ö: Buruk bir mutluluk veriyor diyelim :) hobi olarak başlamıştım bu işe, küçük ama ağır adımlar atmak istiyordum ve ne kadar erken o kadar iyi dedim. Ama bu kadar yoğun talep olacağını hiç düşünemedim. Haftada yüz ürün geliyor atölyemizden ve dakikalar içinde tükeniyor.  Benim okulum da daha yoğun bir çaba harcamamı pek mümkün kılmayacak kadar zor bir okul. Bazen bir ürün saat 9.00 da satışa çıkıp otuz kırk saniyede tükeniyor,  e tabi saat 9.01 de sipariş vermiş olan müşteri buna 
inanmayıp uzuuuuun uzun bazen saatlerce sitem ediyor bana. Bunu artık yüzlerce kişiden yaşayınca gerçekten üzülmeye başlıyorum. Ama tabiiki sevinci çok daha fazla, Allah nasip edince nasıl da oluyor diyorum kendime. Daha 18 yaşında oturduğum küçücük mahalleden binlerce kişiye seslenmiş olmanın sevinci apayrı.  Ben satabilir miyim diye tereddüt ederken bir bakmışım yetişemiyorum taleplere. Inşallah yavaş yavaş kapasitemizi arttırmak istiyorum bu sene. Okuyan herkesten ricam dualarını esirgemesinler :)

E: Yakın gelecekte bir eticaret sitesi kurma gibi bir planınız var mı? Hani insanların güzel yelekleriniz için bu sefer de yetişemedim telaşı yaşamadan ulaşacağı bir yer :) 

Ö: Inşallah çok istiyorum ama hayırlısıyla diyelim bu konu için :)


E: Gelelim stil konusuna, açıkçası bloğuma bırakılan stil sahibi olmak için maddi güç de gerekiyor gibi gelen yorumlardan sonra röportajlarıma mutlaka eklemek istediğim bir soru bu. Böyle düşünülmesine çok üzüldüğümü belirtmekle beraber , sormak istiyorum. Stil sahibi olmak ne demek sizin için, kendinize ait bir stilinizin olduğunu düşünüyor musunuz ve düşünüldüğü gibi, iyi giyinemk için maddi güce gerek ya da bir sürü kıyafete gerek var mı? 

Ö: Stil sahibi olmak konusu üzerinde ne yazık ki çok duramayacağım çünkü inanın bana bu konu çok anlamsız geliyor, önemli olan sade zarif abartısız ve rahat olmak benim için. Ama ne yazık ki bulunduğumuz düzen bize "tükettiğiniz kadar varsınız" diyor ve biz bu düzenin bir parçası olabilmek için tükettikçe tüketiyoruz. Kendimizi artık zekamızla ahlakımızla veya başarılarımızla değil marka çantalarımızla kanıtlamaya çalışıyoruz. Benim alışveriş yaptığım yerler genelde Beşiktaş'taki pasajlar ve semt pazarları, yani çok para harcamak gerektiğini kesinlikle düşünmüyorum :) Ve eğer ki insanlar beni marka çantalarımla hatırlayacaklarsa hiç hatırlanmamayı ve piyasadan silinip gitmeyi tercih ederim. Çünkü ben tükettiklerimle değil ürettiklerimle anılmak istiyorum.




E: Blogda yazdığınız açılış yazısı o kadar samimi ki, insanın niyetinizden şüpheye düşmesi zor. Bu genç yaşınızda böyle bir sorumluluğun altına girebilmeniz gerçekten harika. Yazdıklarınızda hep şunu görüyorum, ben değil biz bilinciniz var ve bu konuda sizi gerçekten çok takdir ediyorum. Halis niyetle yapılan her işin başarıya ulaşacağına inanan biri olarak sizi ileride çok daha iyi yerlerde görmek isterim. Sizin son olarak okuyucularıma iletmek istediğiniz mesajınız var mı? 

Ö: Bu keyifli röportaj için size çook teşekkür ediyorum inanın tüm soruları cevaplarken ayrı bir keyif aldım, inşallah döndüğümde Minik Terzi'de çok farklı yollara gideceğiz ve markamız için ağır ağır da olsa köklü adımlar atacağız Allah'ın izniyle, bunun için hepinizden dua bekliyorum, ve klasik Minik Terzi kapanışıyla, tüm kızçelerimi çok çok öpüyorumm :)

Bu keyifli röportaj için ben kendisine teşekkür ediyorum. Gelecek ay yeni röportajları karşınızda olacağım. Bu ay yaptığım diğer röportaj için buraya tık tık! 

Share this article with your friends.

5 yorum:

  1. sizin vasitanızla tanıdım minik terziyi, kesinlikle çok şirin. Allah yolunu açık etsin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok sevindim buna:) amin.

      Sil
    2. çok teşekkür ediyorumm :)

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  2. Cok sayilasi sevilesi bi kiz su minik terzi

    YanıtlaSil