Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

25 Ekim 2013 Cuma

Kahvaltıları Severim, Kuzenlerle Olanı Daha Çok :)


Daha dün akşam Allah'ım asosyallikten öleceğim galiba diye bir yazı yazmıştım. Evet, bayram tatilinde gezdim tozdum ama bir arkadaşımı da göremedim, bana evi yakın olsun da her canım çektiğinde göreyim diye dua ettiklerimi dahi... İşte kuzenlerim o yazımı okumadıkları halde  , sanki ihissetmişler gibi bu durumuma müdahale ettiler ve spontane bir kahvaltı gerçekleştirdik. Beni aradıklarında ben çok şükür ki Ahmet'in yedirmiş, aklamış, paklamış, belki parka götürürüm düşüncesiyle güzelce giydirmiştim :) Sonra kendim hazırlandım, makyaj da yapayım dedim ama Ahmetle artık çok daha sıkı fıkıyız, ona bulaşsın istemedim:) Ama kendimi kolye ve bilezik takmaktan da alıkoyamadım. Sanrım Ahmet Eymen doğduğundan beri ilk defa bu kadar çok aksesuar taktım :/ Ona zarar verir korkusuyla takamıyordum. Bugün nasıl olsa annemle, teyzem de bizimle olacak diye biraz daha rahat olacağımı düşündüm ve asıl sürpizle oraya gidince karşılaştım, Bursa'da okuyan kuzenim, canım, kardeşimden ayırmadığım da gelmişti. Ben bunu bilmeyen biri olarak kendimden geçtim, nereden mi biliyorum? Benim coşkuma verdikleri tepkilerden :)



Bu fotoğraftakilerin hepsi eski, dolaptan aceleyle bunları çıkardım. Aslında sırf çantamı değiştirmemek için bu kombini hazırladım. İki üç gündür kolumda ve tek düşündüğüm bu çantanın değerini yeterince bilemeyişim oldu:p Elli bin kere kullandım ama Ahmet Eymen'le hayatımı bu kadar kolaylaştırdığını bilseydim, hiç başka çanta kullanmazdım. Ne büyük, ne küçük, ne hantal, ne bana aradığımı sürekli kaybettiren bir çanta bu. Ahmet Eymenin mamasını bile koydum:) I love you Mudo:) O kolyeyi aldığımdan beri hardal ve saks birlikteliğinin güzelliğini vurgulamak istiyordum, nasip bugüneymiş:))


Fotoğraftan kestiğim yerlerde sürünen bir Ahmet Eymen var aslında, ben hazırlanırken o da aynayla oynuyordu, yiyesim geldi:) Zaten bugün çok tatlı fotoğraflarını çektik, kendime söz vermiş olmasaydım hepsini ama hepsini paylaşırdım.



Fotoğrafları sürekli kestiğim için en boy dengesi dağılıyor tabi biraz, aslında bir programla düzelttim bu denge meselesini ama o zaman da sanki olduğumdan çok zayıf gözüküyordum, (yazarın gözleri burada kalplerle doldu:)) ama onları yüklemeyi doğru bulmadım. Kendimi fotoşoklu Gülben Ergen gibi hissettim.

Kahvaltının fotoğrafını çekmek istedim aslında, ama yetişemedim:) Rahat olsun diye koltuklara oturalım dedim, rahatça oynar çocuk dedim, çocuğun bir o yana döndü durdu ve ben de ancak bunu çekebildim. Boş ve artık tabaklar, çocuklu bloggerın hazin hali:)


Gördüğünüz gibi fotoğraf karelerinden mama kaşıkları, suluklar, emzikler eksik olmuyor:) upps burada suluk yok :))

Makaronlara yetiştim ama :) Hamileyken canım çekince nereden alacağımızı bilememiştik, dibimizdeki Mado ve biraz ötesindeki Pelit aklımıza gelmemişti:) Gerçi ben olmadık saatlerde aşerdiğimden pek öenim de yoktu. İnsanın gecenin üçünde aşermemesi lazım, eşine de yazık:)


Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, Mado'nun personeli bizi çok güleryüzlü karşıladılar ama giderken pek bir suratsızdılar. Sanırım bunda önceki gün aldığım keçi sütünün bozuk çıkmasını şikayet etmem ve gürültülü halimiz etkili olmuştur. Ama güzel tavuklu krep yapıyorlar, beğendim :)

Bluz: I'm Nu / Pantolon etek: Armine / Şal: Gümüş İpek / Kolye: Herry / Çanta: Mudo


Share this article with your friends.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder