Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

19 Eylül 2013 Perşembe

Lykia World Ölüdeniz V.2

Önceki yazıda dediğim gibi fotoğrafların çoğu ilk gün çekildi:) Hava pusluydu biraz ama keyfi yerinde oldu mu puslu havayı bile seven bir insan olarak gayet memnundum, tabi otele girer girmez kendimizi denize atma hayallerimiz suya düştü orası başka:)  Bu otelin en çok beğendiğimiz iki özelliği vardı. Harika bir doğası vardı, bahsedildiği gibi bir tarafı dağ bir tarafı deniz olmasının yanı sıra çok güzel ama eğimli bir arazi üzerine kurulmuştu, o eğim çok iyi değerlendirilmişti ve çok bakımlıydı.

Çok fotoğraf olduğu için bu postta hiç kombin fotoğrafı paylaşmıyorum:)



Biz Ölüdeniz'i sıcak olur diye tercih etmiştik, bu dalgaları görünce ilk gün biraz ürktüm. Yüzebilsem dahi su fobim var benim. Sel sularının içinde kilitli kaldığım servisten kurtulma maceramdan sonra bu fobi iyice artmıştı, şimdi baş etmeye çalışıyorum. Her neyse... Bunu hava durumuna bağladık. Her gittiğimiz tatilde ilk gün bir bozar zaten, bizim vazgeçilmezimizdir:)


Otelde sosyal aktiviteler için ayrılmış alan da oldukça fazlaydı, oyun odasına 6 aylıktan itibaren çocuklarınızı da bırakabiliyordunuz, tek sorun Ahmet Eymen henüz 6 aylık değildi:) Zaten olsaydı bile öyle hemen bırakabileceğimi düşünmüyordum:)

Ama eşimin basket aşkı depreşince ben odada Ahmet Eymenle takılırım sen oyna dedim ona, çok mutlu bir şekilde geri geldi.
 

Tüm oteller gibi çeşit çeşit restaurantlar vardı, biz çocukluların takıldığı bölümleri tercih ettik:)


Dalgadan dolayı plajda çok az kişinin olduğunu tatilimizin ilerleyen günlerinde keşfettik. Çok az kişi denize giriyordu insanların çoğu güneşleniyordu ve kesinlikle haklılardı. Benim bu kilolu halimi bir anda deviren dalgalardan bahsediyorum! Bir kaç gün havuzla idare etmeye çalıştık, sanırım gittiğimiz mevsimdendi. Haziran ayında normalde daha çok sıcak olurmuş diye duyduk esnaftan, bu sene ısınamamış havalar. Evet, bize göre sıcaktı ama suyu hiç sıcak değildi.



Çiçekler, çiçekler:) Eşim daha güzel yerleri çek dedikçe ben neredeyse tüm çiçekleri çekecektim, maksat baktıkça içimin açılması.


Şu basamak basamak yapılan süs havuzlarının yanına bir iki şezlong atmışlardı, biz denizde rahat bir gün geçiremeyeceğimizi ikinci gün keşfedince bir günümüzü burada kitap okuyarak, suyun sesini dinleyerek geçirdik.

Deniz dalgalıydı ve dediğim gibi mevsimden dolayı sanırım çok soğuktu, Ahmet Eymen'in bitmeyen gaz probleminden nasıl bir korkmuşsam artık suya girmek hele ki dalgalarla boğuşmaktan yüzmemek bana hiç eğlenceli gelmedi. Zaten eşimin ilk ben denize sokacağım hevesi yüzünden ve kendiyle beraber kucağında tutarak ilerlemesi yüzünden bayağı bir çığlık attı, elimde video kayıtları var! Ben ürkek, telaşlı anne, aman sıkı tut, hayır hayır sudan korkutma nolur, eşim ise cani baba:)


Şu aralardan gözüken dağ, deniz ne kadar mutlu etti beni her seferinde anlatamam, bu sene hiç tatile çıkamam derken böyle manzara olarak güzel bir yere gitmek oldukça keyifliydi. Safi huzur!



Burası da otelin içindeki meydan, küçük butikler de vardı. Huy olarak gittiğim her yerden kendime orjinal olmadığını bilsem dahi ufak bir şey alırım, özellikle otelden alırım. Otel dışına çıkma fırsatımızda da eve hatıra bir şeyler götürmeye çalışırım. Bu sefer bir şey almam diye düşünüyordum, ama neredeyse tesettürlüler için yapılmış bir deniz kıyafeti gördüm, sudan çıktıktan sonra ya da girmeden önce saklanmak için:) Çok pahalı olacağını düşünmüştüm, evet saçma derecede pahalı ürünler de vardı, ama benim aldıklarım onlardan değildi.

Ölüdeniz çarşıyı keşfedemeyeceğimizi düşünmüştüm; bebekle tatil gerçekten zor olabiliyor. Ama Cuma namazı için çıktığımızda buna imkan bulabildik. Burası tam bir replika cenneti, hem otelin içindeki butikler, hem de dışındakiler:) Ben konsantre olamadım. Şöyle bir sorunumuz vardı, Ahmet Eymen tatil boyunca ya uyudu ya ağladı. Uyuduğunda aman uykusu dağılmasın dedik, ağladığında da aman kimseyi rahatsız etmesin diye uzaklaşmaya çalıştık. Tecrübesizlik... önce anlayamadık nedenini. Uykusu geliyor diye düşündüm, aç dedim, gazı var dedim sanırım şu anda bunların hepsi diyorum. Temiz hava yaradı normalden fazla uyumak istedi. Tatille beraber azalan sütüm, evet, bunu hiç bilmiyordum. Ben oh temiz hava bol dinlenme, o zaman bol süt derken, tam tersi oldu, gaz problemi hala ve hala devam ediyor. Ayrıca yerini de yadırgamıştır kesin.





Bu otelle ilgili dediğim iki güzelliği ise mutfağıydı, bizden tam puanı aldı, Türk gecesi olduğu gün eşimle birbirimize bakıp biraz kebap biraz çiğ köfte koyup insanları kandıracaklar demiştik. Ancak hiç öyle değildi! Üstelik bu sadece türk gecesi ile de sınırlı değildi. Her akşam çok zengin ve gerçekten lezzetli seçenekler sundular. Daha önce gittiğim bir kaç otelde kendimi tatlıyla doyurmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Burada hiç gerek kalmadı. Tek sorun ne yediğimizi anlamadık ve eşimle şöyle sakin sakin bir yemek yiyemedik. Ahmet Eymen ilk gün hariç tüm yemek saaatlerinde zırıl zırıl ağladı, ne denediysem olmadı. Aslında sorun şuydu, o hafta Ahmet Eymeni mamaya başlatmıştık ancak alerjisi olunca her şeyi kestik. Aç değildi ama bizim yediklerimizi merak ediyordu, onları istiyordu, ben de neyin alerji yaptığı henüz belli olmadığı için çok korkuyordum, hiç bir şey yediremiyordum:( Tatilimin bu kısmı beni gerçekten çok üzdü yıprattı. Eşimle dönüşümlü yemek yemelerimiz, tek başıma yemek yemek, bunlar hiç hayal ettiğim şeyler değildi. Odaya geri döndüğümüzde de beyimizin mışıl mışıl uyuması, bu sefer de hadi gidelim tekliflerinin çoğunu reddetmiş olmam:/
Share this article with your friends.

1 yorum:

  1. çocukla tatile çıkmak bile büyük cesaret. .ama çocuk varken de bazı şeylerden kendimizi mahrum bırakmamalıyız diyordum :)) Emin ol büyüdükçe daha kolay olur zannediyordum ama küçükken daha kolaymış. Hele bir de yürüsün sen o zaman gör.
    Artık eski tatil anlayışımız falan kalmadı bizim de. Otelin dışına çıkmıyoruz bile. Ama yine de tatil tatildir. Fotoğraflar da çok hoş bu arada.

    YanıtlaSil