Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

9 Ekim 2012 Salı

Kapanma Hikayem Vol.3

Ameliyattan sonra o hep korumuş olduğum metanetim gitti, beni resmen terk etti diyebilirim. Gizleyemediğim bir mutsuzluğa kapıldım ve kızgındım biraz... Beni üzen her şeye, herkese en önemlisi de kendime kızgındım. Çevremdekiler bana ikinci bir ömrün bahşedildiğini düşünüyorlardı... ben de... Ama nedense kabullenemiyordum. Kanser tüm dertlerimin çözümü gibiydi sanki.. Bu cümleyi kurduğuma ben de inanamıyorum ama insan kendini doğru değerlendirmeli.

Nekahat döneminde fark ettim ki ben hayatımdan memnun değildim. Kim memnun ki diyeceksiniz ama ben gerçekten değildim. Tamam çok seviliyordum, özellikle ameliyat döneminde insanların sevgi seliyle karşılaşmak hoştu.Hasta psikolojisi çok güçlü bir etken, canımın acıması yaralarımın zaten geç iyileşiyor olması, hareket anlamında özgür olamamam... Ama en çok hayatımla ilgili gerçekleri görebilmem hatta birer bire bunların yüzüme çarpması beni etkiledi...Benim dışında etkileyen çok şey vardı, onları çıkarmamam beni çok mutsuz ediyordu.

Baktım böyle olmayacak, hayatımı değiştirmeye karar verdim, cidden değiştirmek istedim. Sıfırdan başlamak istedim.

Önce kafamda planlar yaptım. Nasıl bir hayat istediğimi düşündüm. Ailemle sonsuza kadar yaşayabilirim diye düşündüm.Hayatımın odak noktası kesinlikle okumak ve yazmak olmalıydı, fotoğraf çekmekle beraber...beni en çok mutlu eden neyse onu yapacaktım... İşimi kesinlikle değiştirmeliydim ve bir kaç adım daha, çok daha fazla Allah' a yakın olmalıyım dedim kendime. Uzun listeler yaptım...


İşi o dönem kardeşimin okulu var diye bırakmadım, hala da devam ediyorum: Ama diğerleri konusunda harekete geçme konusunda daha başarılı oldum; cevşen okumaya, meal okumaya başladım. Annem kabınızı doldurmazsanız ibadet edemezsiniz derdi, ben de kabımı doldurmaya çalıştım... kendimce daha iyi bir insan olma çalışmaları yaptım. Bu arada beni üzdüğünü düşündüğüm tüm insanları hayatımdan çıkardım, tüm bağlantılarımı da kestim... Çok keskin bir şekilde hem de.

Hayalim neydi: yazmak. Yazabilmek için okumak gerekir dedim, çok çok okudum... Karşıma o dönem işte Mikserdeki Beyin çıktı. Kendimi yazmaya ve okumaya adadım o dönem. Saatlerce bilgisayar başında yazdım, yazdım... Başka şeyler de yazdım...



Sonra okudukça dini bilgiler yönünden ne kadar cahil olduğumu fark ettim, daha çok şey öğrenmek istedim. Anlamadığım kelimeler olunca öğrenmeye çalıştım, ciddi bir öğrenme sürecine girdim. Kendime kitaplar aldım, hedefler koydum. Bazen bir adım ilerlemediğimi düşündüğüm günler de oldu.

Aradan 3-4 ay geçtikten sonra eşimle tanıştım:) Ben daha normal pantolon giyemezken ameliyat yaralarımdan dolayı pat diye hayatıma girdi... Tanışma hikayemiz çok ilginç oldu, ben ona kötü biri olduğumu anlattım, o hayır yüzünde iyilik gördüm dedi. Ben ona bak benim başımdan böyle bir hastalık geçti, belki de çocuğum hiç olmayacak dedim( ki doktorlar olacağını söylüyorlardı, ben benden uzak durması için söyledim bunu) o umrumda değil dedi, ben yine yaşayabilirim her şeyi, ciddi risk grubundayım. 6 ayda bir kontrol ettirmem gerekiyor dedim, o her anında yanında olacağım dedi. Yani allem etti, kallem etti beni görüşmek için ikna etti, hatta beni kendine aşık etti:) Çok kısa bir sürede tanışmamızın ardından 2 ay gibi bir süre sonra hem sözümüz hem nişanımız yapılmış oldu.

Tanışma hikayemizin ilginç yani, benim nekaket dönemimde işlerim için birini almaları ve bu kişinin eşimin 15 yıllık en yakın arkadaşı olması oldu. Geldi, bizim tanışmamıza sebepler dairesinde vesile oldu ve ben balayından döndüğüm gün, ben kendime yeni iş buldum diyerek başka bir şirkete geçti:) Tevafuk, kader, sebepler dairesi, ne derseniz:)

Onunla konuştukça bir sürü dini bilgi öğrendim, öğrendikçe daha çok öğrenmek istedim bazı konularda da kaynak sorarak beni dumur etmesiyle araştırma isteğimi perçinledi:) Ama ben bu süreç boyunca hiiiç aklımdan kapanmayı yine geçirmedim diyebilirim. Çünkü arada aklıma geldiğinde hep bahanelerim vardı, yüksek lisans yapacaktım, işimi değiştirecektim, en önemlisi de yazar olacaktım ve insanların beni baş örtülü yazar diye sınıflandırmasını istemiyordum... Ne yazarsam yazayım hep insanların gözünün önünde tesettürlü yazar olacaktım ve bu beni sınırlardı...Okula girerken benden öncekilerin yaşadıkları sıkıntıları yaşamak istemiyordum.

Nişandan kısa bir süre rutin kontrolüm vardı, çıkınca da arkadaşlarımla buluşacaktık, eşim de benimle gelmek istedi. Biz öyle güle oynaya doktora gittik ki anlatamam. Hastanede kıkır kıkır gülmeler, takılmalar, muhabbet etmeler. Gayet moral dolu bir şekilde doktorun yanına girdim. Çıktığımda ise ağlamamak için zor tutuyordum kendimi, nişanlım ya hani ona yansıtmak istemedim ama sesimin titrediğinin de farkındaydım. 6 ay gibi kısa bir  sürede 3cmlik bir kistim olmuştu...Güle oynaya doktora giren ben lavavoda yine bir ağlamaya tutuldum...yeni bir kistim olduğunu ailemden akşama kadar gizledim. yüz yüze anlattım her şeyi, doktorun olumsuz bir şey olmayabilir söylemlerini de... Hiç bir zaman tam olarak kurtulamayacağımın bilincine o zaman vardım işte. Tedaviye gerek kalmadan kist geriledi neyse ki... Ama eğer gerilemeseydi ben ayrılırdım sanırım nişanlımdan, onu da sürekli hasta olacağım bir hayata sürüklemek istemezdim. Öyle olmadı. Evlendik.

Aradan bir sene geçmedi...Geçen Ekim ayında, kapanmak iyice aklıma düştü...Önceden olan bir sürü bahanem bir anda aklımdan uçup gitmeye başladı. Bunun okuduklarımla ilgili olduğuna eminim çünkü okudukça dünyadaki hiç bir bahanenin benim öbür dünyamla ilgili bir durumu etkileyemeyeceğine ikna oldum.Nasıl oldu ben de tam emin değilim ama bir anda sanki; evet, kapanmalıyım dedim. Bir arkadaşımın o dönem kendisinin açıkken her adımda Allah'ın emrine karşı geliyormuş gibi hissettiğinden bahsetmesi ise vurucu darbe oldu. Hiç böyle düşünmemiştim ben o zamana kadar. Kapanmanın bilincindeydim ama yeterince de değilmişim demek ki...

Yazarken 3 bölümde biter sanmıştım ama bitmedi:)


Share this article with your friends.

1 yorum:

  1. sadece okuyorum yazdıklarını, ve görüyorum ki kapanma sürecinde hemen hemen çoğumuz aynı süreçlerden, iç mücadelelerden geçmişiz. seninkisi daha farklı bir galibiyet olmuş, ama 'her şerde bile bir hayır vardır' sözünü sanırım doğruluyorsun. Allah her daim şifa versin inşallah, devam et cnm yazmaya :)

    YanıtlaSil