Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

13 Haziran 2012 Çarşamba

Geçen Hafta...

Her hafta bir adet geçen hafta postu yapma alışkanlığı edinmiştim ama bu hafta yok çünkü geçen haftaki maceralarım şöyle;

Gün1 Pazartesi:

Sabah yataktan kazınırmışçasına kalkmaya çalış, normalde 10dakika geç kalkarak, akşamdan hiç bir şey hazırlamamış olmaya rağmen servise yetiş. Kombin postu hazırlamadığını farket, amaan üstümde duruşlarını çekerim de. Sonra gün boyunca çalış, çalış, arada arkadaşlarla dertleş, sevdicekle konuş, akşam olunca şunu yazayım, bunu çekeyim diye niyetlen. Sonra anneciğe uğra orada aslında yememen gereken şeyleri ye ve sevdicek yemek yerken uyuya kal. Sonra o seni yatağa götürür.



Gün 2 Salı:

Sabah akşam yapamadıkların aklına gelerek ama yine yataktan kazınırmışçasına kalk, alel acele giyin ve değil armparty yapmak, bir bileklik bile takamayacak kadar yorgun hisset. Arada parmaklarına alyansların bile ağrı geldiğini fark ederek, bir yandan da eşin gönlünün kırılmaması duasıyla alyansları çıkart. akşamki programın iptal olmasıyla ooh kesin bir şeyler yazarım de. Yine bayılmış gibi uyu ....

Gün 3 Çarşamba

Sabah yatağa nasıl girdiğini bile hatırlama, eşini aslında hiç göremediğini farket ve özlemini çek, gün içinde telefonda daha çok konuşma ihtiyacı hisset. Günün devamı bir öncekiyle aynı, aynı, aynı:)

Gün 4 Perşembe

Blogla ilgilenememenin vicdan azabı, akşamki görüşme olmazsa bu sefer kesin yazarım diyerek geçirilen saatler. Akşam ki görüşmede bol bol konuşurken, bir anda boğazda hafif bir yanma yüzde bir sıcaklık hissetmenin ardında gecenin bir vakti evde tek başına ateşinin yükseldiğini farketmek. Hayatta bir defa da olsa anneyi korkutmamak için kimseye haber vermemek, geç gelen eşin acile gidelim sözlerine kulak asmamak çünkü acile gidilse dahi hiç bir  şey yapılmayacağından emin olmak ve eşin üstün çabaları sayesinde ateşin düşmesi. 

Gün 5 Cuma

Sabah n'olur işe gitme diyen sevdiceğe kulak asmamak, doktora ulaşamamak, serumdan korkmak. Akşama yatarım bir şeyciğim kalmaz demek, ama duyulan bir kaç kuru lafa çok ama çok içerlemek, cuma akşamını kendine zehir etmek, yalnız kalmayı istemek ama bir yandan da birilerinin hepsi geçecek demesine ihtiyaç duymak.

Gün 6 Cumartesi

Sabahın köründe kalkıp doktora gitmek için hazırlık yapmak, doktorda bazı şeylerin aslında iyi olduğunu öğrenip, doktorun serum vereceğiz demesine yo yo yo  şeklinde baş sallamak. Ben bir kahvaltı yapsam bişeyciğim kalmaz demek. Kahvaltıdan sonra kendini daha iyi hissetmek ama yine de hastanelerden kaçamamak, sonunda blog için yararlı olacağına inanılan bir görüşmeye hastane doktor trafiğinden yetişememek. Biraz üzülmek, biraz da kendimi daha iyi hissettiğim zamanda görüşürüz diye kendi kendini teselli etmek.

Gün 7 Pazar

Sabah arkadaşlarla gidilecek güzel mekandaki bir kahvaltıyı hastane doktor serum trafiği yüzünden kaçırmak. Buna hayıflanmak, gün boyunca güç toplamaya çalışmak, dağ gibi biriken ütü için çözüm aramak ama hiç bir aksiyon almamak. Biraz daha yatayım kesin bloga bir şeyler yazacağım diye geçirilen saatler ve ertesi günün pazartesi olmasından kaynaklanan hafif bir iç sıkıntısı.

İşte böyle geçti bir haftam, aslında bakınca çok da şikayetçi değilim. Böyle olması gerekiyormuş diyebiliyorum. İnsanın çok güzel zamanları olabileceği gibi, dönemsel olarak geçirebileceği zor zamanlarda olabilir. Yeter ki biz her şeyin nedenini bilip, kendimizde baş edecek gücü bulalım:)

Sevgiler.

Share this article with your friends.

1 yorum:

  1. Neyseki gecmis bu tuhaf haftan ve senden cook daha guzellerinin gelecegini biletek hadii yeni postlar diyorum:)yine icten sicaciiik bi yazi eline saglik canim benim:)

    YanıtlaSil