Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

11 Şubat 2011 Cuma

şeker

Haftasonu, babamın bir kuzeni geldi. bu kadın küçüklüğümden beri benim olmak istediğim yerde aslında, ben onun yaptıklarına yazdıklarına ağzımın suyu akarak, imrenerek büyüdüm. Bu yıllarca böyle oldu, tabii bunu ona hiç bir zaman diyemedim.

Artık İstanbul'da yaşayacak ve bizim de ona ev tutmamız gerekiyordu, düğün hazırlıklarını bir yana falan bıraktık, çünkü hem çok acildi hem de İstanbul'u pek bilmiyordu. gerçi istanbulu benim de pek bildiğim söylenemez.



Çok ama çok yoruluyorum ama artık sürekli, yine at gibi koşturduğum dönemler. koşturmadığım zamanlarda da zihnim koşturuyor. Evlilik hazırlıkları da çok zormuş, hele insanın hayalindekine bütçesi uymazken. Sürekli nasıl yapıcaz bu var şu var diyorum, ne yalan söyleyeyim kimse de beni ciddiye almıyor. Nişanda da böyle yaptılar. yine hayal kırıklığı yine mutsuzluk. Ciddi ciddi düşünüyorum ben de mi bir sorun var, hayır, şunu da biliyorum; her insan az çok arızadır ama neden istediğim bazı basit şeyler bile ciddiye alınmıyor. Bir dönem bunu regl'inin ruhuma vermiş olduğu etkiden olduğunu düşünüyordum. Yani aslında, durmun böyle olmadığını ama benim o pmsden kaynaklı böyle düşündüğümü... Şu anda böyle değil. ama yine aynı şeyi düşünüyorum. İşte ben bu düşüncelerin arasında salıncak misali bir o tarafa bir bu tarafa sallanırken bir de başıma bu iş çıktı. Normalde olsa belki hiç işim olmaz diyebilirdim ama diyemedim.

Sabah mükellef bir kahvaltı vardı, ama ben doymadım doyamadım. ağzımda ufak bir yara da var, o yediğim bir çok şeyi zehir etmeyi başarıyor. Suçu o yaraya atayım,kadının yanında utandım da yiyemedim demeyeyim; işte o yara yüzünden a dostlar! Ben istiyorum ki pazar sabahları tıka basa yiyeyim. Sonra da 4-5 gibi bir yemekle iki öğünle günü kapatayım. Çünkü kilolar aldı başını gidiyor, şurada düğüne hepi topu 3 ay kalmış( böhüüü hala yapılacak bir sürü şey var!)

Sonrasında çıktık evden, sevgilicağızımı da aldık tabi, çünkü bir kaç evde o bize bulacaktı. Gittik evlere bakıyoruz, ilk ev tam bir hayal kırıklığı, duvar yamuk. Adam 90metre kare diyor ama, bakıyorum, ben tek başıma yaşasam o evde sığamam. Moralim bozuldu, şimdi diyecekseniz ki sana ne oluyor, sana mı bakıyorlar diye. Biz de 90 metre kare ev bize yeter diye düşünmüştük, ama o evi görünce başımdan aşağı kaynar sular döküldü, fena, fena çok fena! ne kadar kabul etmek istemesem de rahatıma düşkünüm ben. Hele şimdi ki evimiz o kadar genişken 90 metre kare eve nasıl sığarım ben diye telaşlanmaya başladım.Ama o ev sahiden çok küçüktü,dönsem dönemem. Aklıma geldikçe, sanki nefesim kesiliyor.

Neyse bir kaç ev daha baktık, en son başka bir ev var ve o evden hem o kadın hem de ben çok umutluyuz. Arabayı çektik bir yere, güneş de çıktı. Bekliyoruz ve ben çok açım. Alarm zilleri çalıyor karnımda. Dedim ki uykuluk yiyelim, canım babam kabl etti ama sevgili nişanlım sesini çıkamadı, misafirimiz de ses etmeyince benim açlığım bastırılması için ikna edilmiş oldu.

Sonra misafirimiz ve babam sigara içmek için indi ben açlığın vermiş olduğu halsizlikle yerimden kalkamıyorum, kalkmaya da niyetim yok çünkü açım ve açken sinirliyim. Sonra o sırada misafirimizin çantasının bir gözü açıkmış çantanın gözü de aşağıya doğru bakıyor, paralar falan düştü. Bir de bir adet dışı çikolata kaplı draje şeker. Paraları içine attım ama şekeri önce dışarıya atacaktım ama açlığım o kadar kötü bastırdı ki, atamadım. Çünkü o mini minnacık şeker, diğerlerinin acıkmasına kadar beni idare edebilecek yegane şeydi. O benimle yemek yemeyen hatta bana uykuluk yedirmeyen hainlere açlığımı hissettirmeyip daha fazla mızmızlanmayacaktım üstelik.Kimsenin beni görmediğinden emin olup sevgili şekerimi ağzıma attım.

Ah ah! Atmaz olayım, meğerse o bir şeker değil bildiğin vitaminmiş ve ben onu ağzıma atıp hırt dite kırmaya çalıştım ve bunu başardım da. Ağzımdan bir anda bırakmamak için zor tuttum kendimi, hemen cebimden bir fiş çıakrdım kağıdın arasına sıkıştırdım. Bir yandan aklımdan senaryolar geçiyor, zehirlenir miyim, yan etkisi var mıdır? son kullanma tarihi geçmiş midir? elimden temizlemeye çalışıyorum ilaç artığını ama hem ağzıma hem elime yapıştı kokusu. Daha da fena oldum. İçimi de tabii korku aldı, internette okuduğum ilaçları çiğnemeyin öyküleri, beyin kanama olayları vs vs.

Baktım arabada tek başıma olmayacak, ya Allah diyip, Allah Allah da olabilir, attım kendimi dışarıya. Dedim ben çok açım, en azından bir şeyler atıştırmam lazım. Amaç bir şeyler yiyip ilacın olabilecek her türlü etkisini mideden uzaklaştırmak, diğer bir amacım ise zehirlenirsem eğer suçu yediğim şeye atmak! Kimseye söylemem ki misafirin çantasından düşen vitamini çiğniyordum diye...

Allahtan sevgilim geldi de benimle bir markete gidip, bir kaç bisküvi ve içecek aldık. Onları yer yemez bana bir mutluluk geldi ki sormayın, aklımda ne zehirlenme ihtimali kaldı, ne de ilacın kokusu.

Bu da bana ders olsun, bir daha ufak bir şeker bile olsa, bilmediğim hiç bir şeyi ağzıma atmayacağım.
Share this article with your friends.

4 yorum:

  1. offf evlilik öncesi hazırlık o psikoloji mahverder insanı aman hiçbirşeyin moralini bozmasına izin verme sonra hatırladıkça gülüyorsun o günler bambaşka...

    YanıtlaSil
  2. ya evet öyle oluyor, kadınsal, eşya, takı, gelinlik gibi mevzuları hiç bilmeyen, takmayan biri olarak ben bile her ayrıntının güzel olmasını çalışıp, olmadığında üzülebiliyorum. gerçi artık daha rahatım. inşallah dediğin gibi olur.

    YanıtlaSil
  3. sevgili emilianata Puma Pilates sinifinin uyelerinden biri oldun ama bu aksama kadar bana styleboomblog@gmail.com a ulasman ve isim telefon, alt-ust beden ve ayakkab numaran bilgilerini vermen gerekiyor. 18:00den sonra yedek isimlere gecmek durumundayim:(

    YanıtlaSil
  4. inanmıyorum çok istediğim bir fırsatı kaçırmış olamam değil mi:(

    YanıtlaSil