Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

31 Ocak 2011 Pazartesi

Kanımızı mı alacaksınız?

Ekşi Sözlükte bir başlık var, bir apaçi masalı. Selçuk Erdem'in twitter'ında görünce dayanamayıp hepsini okumuştum. Özgeçmiş misali, dökmüş hayatını yazar, nereden geldiler, ne oldular, hepsi yazıyor. Bir bölümünde anne kızıyor, tepki gösteriyor, kanımızı mı alacaksınız diye sopayı çıkartıyor eteğinin alından, nedense orası benim aklımdan çıkmıyor. Size göre o kadar köleyiz ki, kanımızı bile almak istiyorsunuz diyor. Bir filmin sahnesi tekrar tekrar oynar ya, öyle bir şey işte.

Asi değilim, anarşist değilim, ama oradaki başkaldırı beni etkiliyor. Aslında içimde bastırdığım bir anarşik var, ailem bunun daha çocukken farkına varınca, çareyi tüm ipleri ellerine almakta bulmuşlar. Yeni yeni fark ediyorum. Bu acemi anarşik ruhu da en çok işe girdiğimde keşffettim, herkesin kafa salladığı kabullendiği şey, beni zıvanadan çıkarıyordu. Zamanla onu da gizlemesini öğrendim. Nasıl burada kendimi bir şekilde gizlediysem...

Karşımda adamlar var, kendilerinin yakışıklı olduğunu sanıyorlar, bir de kızcağız, mini etekli falan. Büyük şirketler artık pazarlama stratejilerini yalayıp yuttu ya, bulmuşlar yolunu. Artık her firmaya bir adet mini etekli, çakma sarışın, kırmızı ojeliyi gönderiyorlar. Bazen düşünmeden edemiyorum, bu şekilde kullanıldığının farkında mı? Bakın burada altını çizmek istiyorum, benim bahsettiğim insanın kendi isteğiyle bu şekilde dış görünüşe sahip olması değil, benim burada bahsettiğim patronların satış  elemanlarını bu şekilde giydirmesi ve bu şekilde giyinmesine teşvik etmesi. Yoksa kimseye nasıl giyindi diye karışacak değilim, ama insanların kendi isteklerinin dışında satış amaçlı giyinip, süslenmesi. O noktada senin yeteneklerin, çaban, eğitimin hepsi önemsiz, tek bir şeyin öenmi var caziben!...Tabi ki kadın kadına çatışmanın da olacağını hesaba katmışlar ya, yanlarında ekibin diğer elemanlarını da getirmişler. Takım elbiseler, saatler konuşuyor. Çok mu ön yargılıyım, bilemiyorum kendimi yadırgıyorum ama  bazı yerlerde de çok haklı olduğum ister istemez inanıyorum... Şirketleri hakkında bilgi verecekler, sunum yapacaklar. Yüzümdeki ifadeyi gizlemeye çalışıyorum, başarılı mıyım bilmiyorum ama başarısız bir sunumdu. Tamam her şeye karşı çıkabilirim, kendim bir beceriksiz dahi olabilirim(değilim ama ben de zaman zaman başarısız olabilirim, her insan gibi) ama tutup da iki üç kere şirketimizin hakkında ne kadar bilgiye sahipsiniz bilmiyorum diyerek bir sunum yapmam, yapılmaması gerekiyor. Biraz geniş düşünürüm o insan günde kaç kere benim gibi firmayla görüşüyordur, hangisinin ne kadar personeli olduğu onu ne kadar ilgilendiriyordur diye sorarım kendime.

Her neyse, tutup da bana çindeki ofislerinin Türkler tarafından yönetildiğini, istedikleri fiyatları alabileceklerini, ve istediğimiz an yani 24 saaat orada çalışanlara ulaşılabileceğimizi söylüyorlar. Belki firma sahibi olarak, insanın ağzını sulandıracak şeyler, ama özellikle beni o 24 saat ulaşılabilme ihtimali tiksindirdi. Bu insanın hani sizin çin ofisinde çalışan personelinizin de gün içinde orada çalıştığını hesaba katıyor musunuz sayın patron, ya da oradakilerin de insan olduğunu, yemek, içmek gibi ihtiyaçları olduğunu, hatta insan olduğu için sosyal bir varlık olduğunu göz önüne alabiliyor musunuz? 24 saat ne demektir ya, hadi diyelim ki işkolik ben devreye girdi ve çok önemli bir şey düştü aklıma, ve şu an tam bu saatte oraya ulaşmam gerekiyor, aradığım insanın şu anda en tatlı uykuya dalmak üzere olduğunu biliyor musunuz? Nedir insan hakları peki, nedir kölelik sistemi?

Kölelik dediğimiz, normalde de bu değil midir? Ben sana yaşaman için 3kuruş para veriyorsam ve mevcut ekonomik sistem seni benim verdiğim o 3 kuruşa mahkum ediyorsa, ben de bunu sonuna kadar kullanırım, gerekirse uyutmam, gerekirse en güzel gününü bile mahvederim, gerekirse tuvalette bile telefonla konuştururum.... İşte sizin düşündüğünüz ve uyguladığınız budur sayın patron, siz gururla 7/ 24 elemanıma evden/cepten ulaşılabilir diyorsan, senin tek eksiğin bence elindeki kırbaçındır.


Modern kölelik sistemi devam ediyor, buralarda değişen bir şey yok. Ta ki Tunus'ta olduğu gibi birileri bu gidişata dur diyene kadar. İşte belki birileri çıkar da size kanımızı mı alacaksınız der, belki.

Her zamankinden farklı oldu, ama maalesef bu içimdeki asabiyati de kendi adımla yayınlayamazdım.
Share this article with your friends.

2 yorum:

  1. :)Canım benim...Sen işini en iyi şekilde ve bildiğin çizgide yapmaya devam et.Emin ol şu andaki doğruları uygulayanlar bile ne kadar yanlış ve çarpık bir düzen içinde olduklarını çok iyi biliyorlar.Kafalarını yastığa koyduklarında elbetteki vicdan muhasebesini yapıyorlar.Çakma sarışınlara gelince,nasıl patronlar tarafından bu kişiler para için tercih ediliyorsa o kardeşlerimizde para için bu yapmacık tavırları takınıyorlar.Herkes iyi bir işte insani değerler çerçevesinde çalışmak ister.Bende çok çalıştım.Para alamadığım öğlenleri yemek yiyemediğim için karnımdaki gurultuların duyulduğu...Bir gün sigorta müfettişleri geldi.Patronumuz yalvaran gözlerle hayır der gibi bir şeyler yapıyordu.Bana çalışıyormusun dediler.EVET dedim:)Patronum o gün bugündür ceza ödüyor.

    YanıtlaSil
  2. bir seneden daha eski bir yazım okunmuş gurur verici. bazen kızgınlığımı tutamıyorum ve kalemime yanısyor. açıkçası benim öyle bir sıkıntım yok ama yine de insanların ezilmesine katlanamıyorum...bugün bir arkadaşımla konuşurken insanın olduğu her yerde pürüzler olmaya devam edecek dedik. bu aralar bunu göz önüne alıp, sabırlı davranmaya çalışıyorum, inşallah başarırım:)

    YanıtlaSil