Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

27 Ekim 2010 Çarşamba

konserdeki yabancı -9

Kemal onun için bir rüya gibiydi işte bu rüyanın en güzel yerinde bitmesinden korkuyordu. Kendisi çok keyif almıştı ama bakalım Kemal onun kadar keyif almış mıydı? Konuşurken mutlu gözüktüğünü biliyordu ama daha önce yaşadıklarından, gördüklerinden sonra aksinin de olabileceği ihtimaline gözünü kapatamıyordu. Bundan sonra beklemesi gerekiyordu, Kemal eğer onu ararsa onun da hoşuna gitmiştir demekti ama ya aramazsa...bu ihtimali düşünmek istemedi Deniz, kişisel gelişim kitaplarındaki söz aklına geldi; anı yaşa! O da yaşayacaktı işte.

Ertesi gün Kemal aramadı,  sonraki gün ve bir sonra ki gün de...Deniz karnındaki kelebeklerin nasıl bir anda kanat çırpmayı bıraktıklarını ve alışık olmayan bünyede bunun nasıl bir ağrıya sebep olabileceğini gördü. Ama yine de ümidini kaybetmiyor, sabırla bekliyordu. Telefonu elinden düşmüyordu, hatta bazen Kemal'i aramamak için kendini zor tutuyordu. Kötü zamanlarında tek tesellisi Sedef'ti ama o hala İzmirdeydi. Babaanesini yoğun bakımdan çıkarmışlardı ve bakıma ihtiyacım vardı, Sedef'in ailesinden herkes dönüşümlü olarak ona refakat ediyorlardı. Ne iyiye gidiyordu ne de... Böyle düşünmemeliyim dedi Deniz kendi kendine.

Biraz da vicdan azabıyla Sedef'i aradı ve o anda hafta sonu için Sedef'in yanına gitmeyi planladı, telefonu kapatır kapatmaz uçak bilet rezervasyonunu yaptı. Ufak bir çanta hazırladı kendisine, birkaç parça kıyafet hazırladı. Ertesi sabah yola çıkacaktı.

Sabah uyandığında vücudu kas katı kesilmişti, bir an gece yatarken üstünü açtığını, üşüdüğünü düşündü. Zihnine rüyasından kalan kırıntılar üşüşünce daha rahatlayamadan tekrar kasıldı, trafik kazası geçirmişti ve kabugaları dışarıya çıkmıştı, bir kaburgası da yamulup kalbine saplanmıştı. Arabanın içinde beklerken bir anda doktor geldi, doktor Kemal'di ve kalbindeki kaburgayı çıkarmak için elleriyle yöneldi Deniz'in kalbine.

Deniz kalbinde bir acı hissetti, kaburgası kalbine batıyordu sanki, kesin üşüttüm ben, dedi. Ondan böyle bir rüya gördüm.

Hava alanında nasıl olsa arayacak kimsem yok, ee zaten arayan yok dediği anda telefonu aranmaya başladı ama o aramaları ancak İzmir'e vardıktan sonra görebilecekti.

Kemal aradı Deniz'i defalarca, ondan kaç gündür arayamadığı için özür dilemek istiyordu, onunla tekrar görüşmek istediğini de söyleyecekti ama o sırada uçakta olan Deniz'in bunlardan hiç haberi yoktu.

İzmir'e vardığında ilk iş olarak Sedef'e geldiğini haber veren Deniz, telefonunda operatörün mesajlarını görünce gözlerine inanamadı. Defalarca üstelik. Aramıştı, onu aramıştı! Deniz kendine hakim olamasa zıplaya zıplaya çıkacaktı. Taksiyle Sedef'in evine giden Deniz çok mutluydu ama Kemal'i aramakta kararsızdı. Sedef'i görüp onda destek olduktan sonra ki o zamana kadar kafasını toparlamış olurdu, ne yapacağına karar verecekti.
Share this article with your friends.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder