Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

25 Ekim 2010 Pazartesi

konserdeki yabancı-8

emilianata22:11
Birkaç sayfa kitap okuyup, biraz televizyon kanalları arasında gezinip durdu, akşam 5 gibi de hazırlanmaya başladı, ince telli uzun saçlarına hafifi bir dalga verdi maşayla, çıkmadan önce tekrar düzeltmesi gerektiğini bilerek, nasıl olsa bozulacaktı.

Kıyafetlerini giydi, aynada kendine baktı; güzel olmuştu. Kemal'in de bu şekilde düşüneceğini umut ediyordu. Biraz keyfi kaçmıştı, rüyanın etkisinden kurtulamamıştı, rüyaları o kadar da gerçek çıkmasa belki bu şekilde tedirgin olmazdı. bir an aslında onunla hiç buluşmak istemediğini fark etti, onu istemiyordu, kimseyle görüşmek istemiyordu, aslında tek istediği evde kitap okumaktı. Sabah ki heyecanından hiç iz kalmamıştı. Öyle ki neredeyse Kemal'i arayıp, ona bugün buluşamayacaklarını söyleyecekti. Dalgın dalgın evin içinde yürüyor, ne yapması gerektiğine karar veremiyordu bir yandan da saçma sapan çocukça bir rüya için, Kemal gibi birini reddetmenin aptallık olacağını düşünüyordu. Evet, evet bu şekilde davranmamalıydı, Sedef duysa kesin ona çok gülerdi.

Telefonu çaldı, arayan Kemal'di, onu evden almasının bir mahsuru olup olmadığını teyit etmek istemişti ve eğer sorun yoksa ev adresini almıştı. Kibar çocuk diye düşündü, Deniz. Bir anda içindeki tüm sıkıntılar dağıldı. Keyifli bir gece geçirecekti. Geçirdi de, hatta rüya gibi bir geceydi, uzun zamandır hiç bu kadar çok güldüğünü hatırlamıyordu. Kemal hem yakışııklı, hem kibar hem de oldukça esprili biriydi; Deniz attığıa kahkahaların güzelliğini fark edip kendine hayret ediyordu, bir insan kendi kahkasına, neşesine hayran olabilir miydi? Onun yanındayken olmuştu işte. eve döndüğünde üstündekileri çıkartıp yatağa atmıştı kendini, mutluydu çok. Güzeldi her şey, Kemal güzeldi, yaşamak güzeldi ama yarın işe gitmesi gerektiğini düşünüp uykunun kollarına bıraktı kendini.

İş yerinde sanki herkes ona bakıyormuş gibi hissediyordu, acaba alnına aşık mı yazıyordu? İki arkadaşı bugün onda farklı bir güzellik olduğunu söylemişti, gülümseyip onların söylediklerini kibarca geçiştirmişti. Bir yandan da bu söylenenler, imalı bakışlar, hafiften dedikodu kazanlarının kaynaması hoşuna gidiyordu. Daha önce konuşulan hiç kendisi olmamıştı. Hep başkalarının hayatıydı konuştukları. Kendindeki değişimleri o da görüyordu, bir ıslık çalarak çalışmadığı kalmıştı. Daldığı ilk anda bir şarkı, mutluluk şarkısı mırıldanırken yakalıyordu kendini.

Öğle yemeğinden sonra girişteki güvenlik aradı, ona gelen bir çiçek vardı kabul edecek miydi? Önceden olsa bir yanlışlık olduğunu söylerdi, ama şimdi kimin gönderdiğinden bile neredeyse emindi. Üzerinde el yazısıyla "Dün gece için çok teşekkür ederim" yazan bir not vardı, 11 tane kırmızı gülün arasına sıkıştırılmıştı. Kısa, ama gayet net.

Deniz daha da mutluydu elindeki çiçekleri ofise taşırken. İçinden o da kabul ediyordu; gururu okşanmıştı. Yukarı çıkar çıkmaz Kemal'i aradı, teşekkür etti, konuşma uzadı, zamanın nasıl geçtiğinden habersizdi, telefonu kapatığında kendine tekrar inamadı, telefonda konuşmayı sevmezdi aslında.

Kemal onu mutlu ediyordu, değiştiriyordu sanki ama güzel bir değişimdi, karnında kelebekleri uçuşturan...
Share this article with your friends.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder