Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

21 Ekim 2010 Perşembe

konserdeki yabancı -7

Deniz eve geldiğinde öğlen olmuştu, hemen yıkandı. kuaföre gitmek istiyordu ama bu sefer de abartmış olabileceğinden şüpheleniyordu. Kemal onu nereye götürecekti, şapşalca davranıp hiç bir şey sormadığı için pişmandı. Çok şık bir yere gitmeleri durumunda pespaye görünmek de istemezdi ama nasıl giyinseydi karar veremeyecekti, bir an tatlı hayallere daldı. Şık bir restoranla loş ışıkta Kemal'le dans ediyorlardı., halbuki Deniz hayalindeki kadar güzel dans edebileceğinden emin değildi... Hayallerinden sıyrılması cebine gelen smsin uyarısıyla oldu. Sedef mesaj atmıştı, İzmir'e hastaneye varmıştı. Babaannesini yoğun bakıma almışlardı. Deniz vicdan azabı duydu, arkadaşı orada babaannesi için kıvranırken o burada Kemal'le yiyeceği akşam yemeğinin hayallerine kapılmıştı, hemen aradı Sedefi. Telefonu kapattığından omuzları düşmüştü, kuaföre gitmeyecekti. O kadar süslenmesine bile gerek yoktu, ne şık ne  paspal olacaktı, sadece olması gerektiği gibi, bir arkadaşla yenilen akşam yemeğindeki gibi olacaktı. Sedef'in babaannesi Mehpare hanımın durumuna üzülmüştü. Lisede onların evine gittiğinde bazen Sedef'lerde olurdu ve beraber sohbet ederlerdi. Sedef çok severdi onu, daha doğrusu çevresindeki herkesin sevgisini kazanmmış biriydi. Şimdi kötü bir durumda olmasını kimse kabullenemiyordu...

Deniz bir yandan hazırlanırken bir yandan da yaşamın manasızlığını düşünüyordu. Hayata incecik bağlarla tutunuyoruz...

Üstüne siyah vücuduna oturan bir elbise giyecekti sonra bunun çok resmi oalcağını düşünüp onun yerine daha bahara uygun bir şeyler giyinmek istedi, renkli bir etek, bir gömlek, biraz topuklu yuvarkal burun deri ayakkabılar ve ufak bir çanta. Eteği tam baha gibiydi, çiçekler açmıştı, kır çiçekleri. Aynanın karşısında yaptığı denemeden memnundu. Saatine baktı, daha çok erkendi, biraz uyusa iyi olacaktı. Elbiselerini çıkardı, köşeye koydu. Yatağına girdi, yarın saatliğine bir uyku ona çok iyi gelecekti.

Ter içinde uyandı, gördüğü kabuslar bir türlü peşini bırakmamış, huzurlu yarım saatlik bir uyku yerine iki saat boyunca uyku ile uyanıklık arasında sıkışığ korkunç kabuslar görmüştü ve maalesef kabuslarının içinde Kemal de vardı. Normalde batıl inançlı biri değildi ama rüyaları hep çıkardı. Bu sefer gördüğü kabuslardan hatırladığı sahne evinin banyosunda bekleyen oyuncak ayı canavarlarıydı, Kemal yedikleri yemekten sonra ellerini yıkamak için lavaboya giderken Deniz arkasından mahsun bir şekilde bakıyordu. Normalde yemek masasından banyoyu görmesi mümkün değildi ama rüyasında görüyordu, Kemal'in içeriye girmesi ile beraber oyuncak ayı canavarları, sivri pençeleri ve dişlileriyle onu ele geçiriiyorlardı ve o da artık onlar gibi oluyordu ve banyoya onu çağırıyorlardı. Kendine gelemedi bir süre yatağında öylee oturdu, o kadar terlemişti ki üşüdü biraz sonra elini yüzünü yıkamaya banyoya gitti, biraz şüpheli. Uzun süredir böyle bir rüya görmemişti, işin garip yanı bu rüyanın gerçekleşme ihtimali sıfırdı. Sıfır.
Share this article with your friends.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder