Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

21 Ekim 2010 Perşembe

konserdeki yabancı- 6

Deniz Sedef'in yataktaki bitkin haline bakarken başından geçenleri düşündü. Sedef'in başından geçenleri, birbirlerinden uzak kalmasaydılar ikisi de ezilme tehlikesi geçirmeyecekti, belki  de ikisi birden ezileceklerdi, Kemal'le Tuncay olmassaydı...

Sedef'in meraklı gözleri karşısında Deniz ona göz kırptı  ve ekledi: "Sedef, serum bitince çıkabileceğiz hastaneden, bu gece bizde kalırsın, annenler telaşlanmasınlar".  Deniz her şeyi ayarlamıştı, yarın işe gitmeyecekti , Sedefle beraber bir gün geçirmiş olacaklardı. Uzun uzun konuşacakları bir gün...

Ama öyle olmadı Sedef'in İzmir'de yaşayan babaannesi rahatsızlandı ve Sedef ertesi sabah ilk uçakla İzmir'e gitmek zorunda kaldı, yaşlı babaannesinin yanına.

Deniz ise hem Sedef'in yanında olamadığı için hem de babaannesi için üzülüyordu. Onu yolcu etikten sonra eve döndü, boş bir günü vardır evde pineklese miydi, sinemaya mı gitseydi, dışarıda tam bir bahar havası vardı. En iyisi önce biraz dışarıda yürümekti, sonrası spontane gelişirdi.

Eşofmanlarını geçirdi üstüne, tam dışarıya çıkıyordu ki telefonu çaldı, arayan Tuncay'dı, ne yaptığını nasıl olduğunu soruyordu, sesinde bir sıkıntı saklıydı sanki. Deniz içinden beni arayacağına Sedef'i ara diyordu tabii bunu Tuncay'a söyleyemezdi. İkisi arasında bir şeyler yaşanıyorsa ya da yaşanacaksa ikisi arasında olmalıydı gerçekten, Sedef'i ne kadar sevse de yaşadıkları ilk sorunda onu arabulucu olarak tutmalarını istemezdi. Telefonu kısa kesmek istiyordu, dışarıda çok güzel bir gün onu bekliyordu ama Tuncay bir türlü kapatmıyordu en sonunda ıkına sıkına ağzındaki baklayı çıkardı; Tuncay, Sedef'i aramıştı ama ulaşamamıştı belki Deniz'in haberi vardı. Deniz içinden "Yaşasın!" dedi. Tuncay sonunda hedefi tutturmuştu. Deniz hemen olanları anlattı ve yarım saat sonra ona ulaşabileceğini söyledi. Tuncay telefonu kapatırken rahatlamış gibi konuşuyordu. Mutlu olacakları, Deniz bunu hissediyordu, ikisi de bunu hak ediyordu.

Deniz iki oda bir salon, modern döşenmiş, beyazlar, siyahlar ve kırmızıların hakim olduğu dairesini son bir kez kontrol edip kapıyı kapattı ki telefonu yeniden çaldı. Derin bir nefes alarak telefonunu cebinden çıkardı, arayan yine Tuncay sanıyordu ama telefonunda kayıtlı olan bir numara değildi, ne olur işten olmasın dedi Deniz dua eder gibi.

İşten değildi, bu Kemal'di. Deniz şaşırmıştıi hiç beklemiyordu. Tamam Kemal'in onunla ilgilendiğinin farkına varmıştı ama bu kadar çabuk harekete geçeceğini düşünmemişti, hele ertesi gün arayacağını hiç düşünmemişti, hatta telefonunu ona verdiğinden bile emin değildi. Kekeleye kekeleye konuşmaya başlamıştı, heyecanlanmıştı bir yandan da hangi ara numaramı ona verdim diye düşünmüştü, hiç bir şey hatırlamıyordu.

Kemal, oldukça kibar biriydi," umarım rahatsız etmiyorumdur seni" dedi.

-Bu boş gününü Sedef'le geçirirsin diye düşünüyordum yine de arayıp benimle yemeğe çıkmak ister misin diye sormak istedim?

Vaay bu ne hız diye düşündü Deniz ya benden çok etkilendi, ya da hızlı bir çapkınla karşılaştım. İlk ihtimalin hayali bile hoşuna gitmişti. Deniz bunları düşünürken sessiz kalan Kemal;

-Sanırım zamansız oldu, kusura bakmamışsındır umarım dedi.

-Yok, yok aslında Sedef'le beraber değiliz yalnızım bugün ve hiç bir planım yok. Bunları söyleyenin kendisi olduğuna inanamıyordu. Biri beni durdursun diy mırıldandı, sonra kendini toparladı ama çok geçti, Kemal duymuştu.

- O zaman küçük hanım sizi durdurmaya hiç niyetim yok bunu bilin dedi. Akşam 7'de seni alsam uygun mu?

- Evet, evet.

Ah bu kadar hevesli olmamalıyım, en azından görünmemeliyim diye düşündü. Ama çok geçti, Kemal telefonu kapatmıştı. Üzerindeki şaşkınlığı attıktan sonra heyecanla kendini sokağa attı , yürüyüş yapmaktan vazgeçti. Koşacaktı!

Not: Birkaç bölümde bitiririm sanmıştım ama öykü beni ele geçirdi, kendi kendini uzatıyor gibi. Uzayacak!
Share this article with your friends.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder