Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

24 Eylül 2010 Cuma

konserdeki yabanci-3

Deniz bakışlardan daha doğrusu iştahlı bakışlardan rahatsız oluyordu, kendisine öyle bir savunma mekanizması geliştirmişti ki hemen başından defedebilirdi o ağzından salyalar akıtarak bakanları. Ama bu sefer ki öyle bir bakış değildi, içten bir bakıştı, Denizin yüzünden gezinen rüzgarın kolları gibi sarmalayıcı bir bakıştı.

Görmememizliğe gelmesi gerekiyordu, içinde alarm çanları çalmaya başlamıştı, kırmızı ışıklar yanıp sönüyordu eğer bir anlık bakarsa cesaret vermiş olacağından adı gibi emindi. Ortam da bunun  için çok müsaitti. Deniz çaktırmamaya çalışarak bir an gözlerini öylesine bakıyormuş gibi çevresinde gezdirdi onun. O an da göz göze geldiler ki Deniiiiz diye bağıran coşkulu bir ses Deniz'i ahtapot gibi sarıp sarmalamış sarsıyordu. Tuncay'dı bu. Lanetli ve belalı eski bir okul arkadaşı... Deniz bir yandan Tuncay'ın ahtapot kollarından kurulmaya çalışırken bir yandan ona bakmaya çalışıyordu. suratı asılmıştı, kafasını dalgın dalgın şarkının ritmine uyduruyordu. Artık Deniz'e doğu bakmıyordu. Tuncay'ın zamansız sevgi gösterisinde bulunması bir yandan iyi olmuşken bir yandan da yüzünü düşürmüştü o güzel bakışların sahibinin.

Deniz bi yandan Tuncay'ı başından def etmeye çalışırken bir yandan da onu inceliyordu. Oldukça uzun boyluydu, sert yüz hatları, buğday teni, siyah saçlarıyla oldukça erkeksiydi. Artık ona bakmadığı için Deniz rahat rahat inceliyordu bir anda yaşı acaba küçük olabilir mi diye düşündü. Deniz mezun olalı bir kaç sene olmuştu ama belki de o öğrenciydi. "Tabii ya" dedi Deniz " bana da baksa baksa benden  küçükler bakar zaten!" Deniz bir daha onunla ilgilenmeyecekti. İçinde bir ses o olgun sert erkeksi yüz hatlarının kendisinden küçük olamayacağını söylese de o sesi dinlemeyecekti. İçindeki alarm çanları çalmaya başladıları gibi hızlı bir şekilde sustular.

Tuncay sürekli bir şey anlatıyordu, Denizin koluna girmiş başka tarafa doğru çekiştirmeye çalışıyordu. Sedef'i görmemişti bile, zaten Sedefi hiç bir zaman görmüyordu ki, Sedef onun için yoktu. Halbuki Sedef Tuncay'ı gördüğü neredeyse kendini unutuyordu. Normalde cıvıl cıvıl olan biri iken onun yanında iki laf edemiyor, yemeden içmeden kesilliyordu. Bu gizli aşkı sadece Deniz biliyordu ve Tuncay'ın aşırı sırnaşık davranışlarına sadece onu Sedefe itirebilmek için katlanıyordu. İyi bir çocuktu ama çok girişkendi, çok sıcakkanlıydı, çok arkadaşı vardı, her şeyi ama her şeyi çoktu. Bu yüzden insanı biraz boğardı. Ve işte yine başlamıştı, Denizi birileriyle tanıştırmak için başka tarafa sürüklüyordu ve yine Sedefi görmüyordu bile. Deniz biz burada duralım demesine kalmadan Tuncay onu sürüklemişti bile, Sedef ise peşlerinden ayaklarını sürüyerek geliyordu. Deniz ise hem Sedefe hem de geride kalan yakışıklıya bakıyordu artık onu göremese de...
Share this article with your friends.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder