Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

14 Aralık 2018 Cuma

Ürün Deneyimi: Cherrye Çavdarlı Bel Yastığı














Uzun zamandır boyun düzleşmesi adı verilen bir sıkıntıyla uğraşıyorum, maksadım burada bu sıkıntıyı anlatmak değil ama bilenler bilir, düzenli egzersiz yapmak ve sıcak kompres ve çoğu zaman da ağrı kesiciyle kontrol edilen bir durum. Sıcak kompress ve egzersizlerle beraber fizik tedavi etkisi oluşuyor ve sıkıntılı bölge rahatlıyor. Yalnız egzersizleri ya da düzenli sıcak kompressi ihmal ettiğinizde hemen ağrılarınız artıyor, hele masa başı bir işte çalışıyorsanız ya da bir çocuğunuz, bebeğiniz varsa, ağrılardan kurtulmak biraz daha zorlaşıyor.

Sıcak su torbası diz gibi ya da karın gibi bir bölgede nispeten daha kolay olsa da bayağı riskli geliyordu bana, özellikle boyun gibi bir bölgeye koymak. Şekil olarak uyumsuzluğu insanın rahat etmesini etkiliyor ama daha da kötüsü sıcak su dolu bir plastiğin  havlu ya da kılıfı içerisinde bile olsa bir bölgeye yerleştirilmesi sıkıntılı olabiliyor. Bir de sıcak su torbasının patlama riskinden söz etmek istemiyorum bile. Ben de bu yüzden bir süredir özel boyun yastığı kullanıyordum. Fakat bazen belim için de böyle bir ürün olsa, rahat rahat kullansam diye düşünüyordum. Geçen ay elime geçen Cherrye çavdarlı bel yastığını da deneme fırsatı buldum ve ben çok çok memnun kaldım. Memnuniyetimden emin olana kadar kullanınca da size yazmak istedim.



Öncelikle Cherrye çavdarlı bel yastığının paket içeriğinden bahsetmek istiyorum:



Bunlar sıcak soğuk rahatlama yastığı olarak geçiyor ama kış günü özellikle sıcak olarak kullanacağınızı varsayarak yazıyorum. http://www.cherrye.com.tr/  üzerinden satın aldığınızda elinize fotoğraftaki gibi bir paket geçiyor. 






Çok ince doğal bir kumaşın içine geçirilmiş üç adet çavdarlı yastık var, bu kumaşın özelliği ise yine fotoğrafta görebileceğiniz gibi kuşaklı olması, böylece çalışırken ağrınız olursa, karın ya da bel bölgenize bu yastığı kendinize bağlayıp tekrar masanın başına geçebiliyorsunuz. Ben bu yastığı hareketli olduğum zamanlarda da kullandım. Mutfakta ya da evi toparlarken, özellikle dikkat ettiğim konu rahat hareket edip edemediğimdi, rahatlıkla söyleyebilirim ki çok kullanışlı. Sıcak su torbası olsaydı bir köşede beklemek durumunda kalacaktım fakat yastıklarda öyle bir durum olmuyor.



Son olarak içinde çıkan yastığın boyutunu da göstermek istiyorum, içerisinde doğal keten kumaşa konulmuş çavdarlar var. Tabii bahsetmeden olmak bir de kiraz çekirdekli yastıkları var. Üstelik kiraz çekirdeğinin rahatlatıcı etkisinin orta çağdan beri bilindiği söyleniyor. Bu sıcak ya da soğuk rahatlama yöntemi insanların kullandıkları eski bir yöntem. Cherrye bizler için bu yöntemi daha hijyenik ve güvenli bir şekilde sunuyor.

Genel olarak kendi tecrübelerimden bahsettim, ayrıca avantajlı durumlarını madde madde yazıyorum ki almak isteyen olursa kafasında soru işareti kalmasın:

*Pratik: Hem de çok

*Kullanımı kolay: Mikrodalga ya da fırın, soğuk kullanacaksanız buzdolabında hemen kullanıma hazır hale geliyor.

*Ergonomik: Benim için en önemli özelliği buydu.

*Güvenli: Özellikle bebek ya da çocukların kullanımında içiniz rahat olur. Kullanım talimatlarını mutlaka okuyun!

*Hijyenik: Kiraz çekirdeği yastığı evde de yapılırmış gibi bir düşünce oluyor ama uzmanlar bu yastıkların özel işlemlerden geçerek hazırlandığını söylüyorlar. Evde yaptıklarımız pek de hijyenik olmuyor.

*Etkili: Benim ağrılarımı gündelik hayatımı etkilemeyecek seviyeye düşürmeye yardımcı olduğu için ben çok memnun kaldım.

Eğer Cherrye ürünleri hakkında daha çok bilgi almak ya da bu ürünlere ulaşmak istiyorsanız:
tık tık :)

6 Kasım 2018 Salı

HOBİ: BİTKİLER - KAKTÜS VE SUCCULENT

Burada hiç paylaşmamış olsam da instagramdan takip edenler biliyorlar, bayağı bir süredir evde çeşitli bitkilerin bakımıyla ilgileniyorum.

Aslında küçüklüğümden beri çiçeklerle, bitkilerle iç içe sayılabilecek bir şehir yaşamım vardı fakat iş kendi bitkilerim olmasına gelince işe menekşelerle başlamıştım ve hâlâ menekşelerle aram pek iyi değil :/ ama fark ettim ki salon bitkileri ve sukulentlerle (succulent) aram gayet güzel.



Son dört senedir kaktüslerle ilgili pek çok acı deneyimin olduktan sonra kaktüslerin de dilinden anlamaya başladığımı fark ettim ve kendi tecrübelerim, bazen çiçekçilerle, bazen arkadaşlarımla konuştuklarım ve zaman zaman yaptığım bazı araştırmaların sonucunda edindiğim ve doğru olduğunu gördüğüm bilgileri kısaca toparlamak istedim.

  • Çiçekçiler kaktüslerin yanlış sulamadan dolayı öldüğünü söylüyorlar, sanırım bizim insanımız da bunu "hiç sulama" diye algılıyor. Hayır, özellikle çok sıcak yaz aylarında kaktüsler de su istiyor, hatta etkili bitkiler gayet suyu seviyorlar. O yüzden lütfen su verin. bazen kaktüsleriniz susuzluktan ölüyor olabilir.
  • Bitkilerinizin bulunduğu ortamı göz önünde bulundurun, çok güneş alan, çok sıcak bir balkondalarsa mesela diğerlerinden ya da öncekinden biraz daha fazla suya ihtiyacı olabilir.
  • Sukulentler ve alt sınıfı olan kaktüsler için ortam çok önemli, evet direk gün ışığını çok seviyorlar. Fakat esinti yani rüzgar da çok önemli, eğer kapalı bir balkondalarsa günde en az on beş dakika havalandırmanız gerekiyor. 
  • Kaktüs ve sukulentlerin bir anda çok büyümesini beklemeyin, inanın çok sabır ve zaman gerekiyor. Zaten bitkilerin çoğu sanki insanoğluna sabrı öğretmek için varmış gibi...
  • Toprak konusu da çok önemli, en güzeli bahçe toprağı diyorlar fakat benim böyle bir imkânım yok. Sürekli bahçeden toprak alan 'crazy plant lady' olarak anılmak istemiyorum. Bu yüzden güvendiğim bir çiçekçiden ya da deneyerek öğrendiğim bir markanın toprağını alarak devam ediyorum, çünkü gözlemlediğim üzere bazı toprak küf tutuyor, bildiğin küf. Kendiniz önceki topraklarınızla karışımlar oluşturabilirsiniz ki bence bu oldukça eğlenceli bir şey.
  • Toprak konusunda diğer bir husus, kaktüslerin taşlı toprağı sevmeleri, bu geçirgen toprak demek oluyor aynı zamanda, içine kendiniz minik taşlar atabilirsiniz. 
  • Gübre yani besin, açıkçası saksıdaki bir bitki için gübre olmazsa olmazmış bunu anladım ama ben suni gübreyi sadece bir arkadaşımdan alıp kullanmıştım ve bu konuda çok deneyimli değilim. Fakat çocukken annemden öğrendiğim gibi bazen yumurta kabuklarını minik minik eziyorum, bazen de içtiğim filtre kahvenin ya da espressonun possasını topraklarına karıştırıyorum, özellikle kahve, iyice suyunu süzdükten sonra kaktüslere iyi geliyor. Türk kahvesini hiç denemedim, çok ince, un gibi bir yapısı olduğu için onun toprağa iyi geldiği hakkında pek emin olamıyorum ama kahve kahvedir sonuçta.
  • Saksı. Eğer saksınız delikli değilse altını delmeniz gerekiyor. Fazla suyun süzülmesi ve hatta toprağın alttan hava alması gerekli. Fakat benim gibi seramik, cam, hatta salata kasesini bile saksı olarak kullanan biriyseniz, saksınız altına drenaj için mutlaka taş dizmenizi tavsiye ederim. böylece fazla su süzülür, toprağa ve dolayısıyla bitkiye alttan da hava alması için alan açmış olursunuz. 

Konu her zaman bu kadar basit değil, benim de defalarca yaşadığım üzere bazen olmayınca olmuyor, biliyorum. Çok fazla bitkiyi öldürmüş biri olarak yazdım bunları. Fakat bitkiler, kaktüsler bana çok iyi gelen ve ciddi anlamda sabrı, ümidi kesmemeyi öğreten bir hobi oldu. Ayrıca sıkıldıkça etrafımdaki yeşilliklere bakıp mutlu oluyorum. Bazen içimdeki minimalist devreye geçip, hepsini dağıt dese de, özellikle bahar aylarında toprak taşımaktan ve değiştirmekten belim ağrısa da seviyorum. 



Unuttuklarım elbet olmuştur ama onları da aklıma gelince, belki ayrı bir yazı olarak yayınlarım. 

15 Eylül 2018 Cumartesi

Dolap, benim dolabım

Burada hiç dile getirdim mi bilmiyorum fakat uzun bir süre önce, artık kıyafetlerle olan ilişkimin böyle olmamasına karar verdim ve dolabımda ciddi bir detoksa gittim. Detoks diyordum ama daha fazlasıydı, gerçekten bu kadar çantaya, şala, ayakkabıya gerek var mı dedim. Bir ara, giyiniyorum işte diyordum. İhtiyaç oluyor, lazım oluyor... Şimdilerde ise bir yazı üç çantayla rahat rahat geçirebiliyorum, kışı da aynı şekilde... O kadar şala da gerek yokmuş galiba noktasındayım. Alışveriş alışkanlıklarımı değiştirdim sözün özü. Dolabı da hafiflettim fakat bilenler bilir, çantalarıma, kolyelerime, aksesuarlarıma çok düşkün bir insanımdır, onlardan öyle kolay kolay kopamadım.




Bu yaz tekrar tekrar denedim ki, fazla tüketiyorum ve hatta zaman zaman tüketemiyorum, bunu bir kez daha gördüm. Son bir senedir kullanmadığım o çantayı neden dolabımda tutuyorum mesela ve aynı şekilde yeni bir çantaya içim gidiyor, alıyorum ve yine kullanmadığım ve sıkıldığım ve kimseye de vermeye kıyamadığım o çantaya bakıyorum, böyle bir kısır döngüye gerek yok. En sonunda dolap uygulamasını telefonuma yükledim ve bazı eşyalarımla da bu şekilde ayrılmanın uygun olacağını düşündüm.


Şimdilik birkaç çanta ve kolye yükledim, sanırım zamanla daha çok ürün de yüklerim. İlgilenen olursa linkini şuraya ekliyorum: https://dolap.com/profil/emilianata

6 Eylül 2018 Perşembe

Kendi Aracınızla Yurt Dışına Çıkmak Artık Çok Daha Kolay!

                                          

Kendi aracınızla yolculuk yapmak gibisi yok! Dilediğinizde mola verirsiniz, canınızın çektiği gibi yemek yersiniz. Gittiğiniz yeri bir turist değil, gerçek bir gezgin gibi keşfedersiniz.
Üstelik aracınızla yurt dışına çıkmak için yapmanız gereken işlemler de her geçen gün biraz daha kolaylaşıyor. Bugünlerde, yeni tip bir çipli ehliyete sahipseniz, Yeşil Kart Poliçenizi yaptırarak sınırı kolayca geçebilirsiniz. Üstelik artık bunu yaptırmak için bir yere gitmeniz, belgelerin peşinde koşmanız da gerekmiyor.

Anadolu Sigorta, Türkiye’de ilk defa Yeşil Kart poliçesini online olarak alma imkanı sunuyor. www.anadolusigorta.com.tr adresini ziyaret edip, plakanızı ve TC kimlik numaranızı girerek işlemi onayladığınız takdirde poliçeniz kapınıza kadar geliyor. Size de seyahat rotanızı çizmek kalıyor.
Bir boomads advertorial içeriğidir.